On Dokuzdan Sohbetler – 4

G-Günaydııın,Haitiden gelen haberler korkunç, felaket tavan yapmış.Hep sizin sohbetlerinizi düşündüm.ADALETSİZLİĞİN OLDUĞU YERLERİ VURUR DEPREMLER dersiziniz hep.En fakir ülkelerden biridir Haiti.Gelir dağılımı felaket.İşsiz oranı yüzde elli.Yüz kişiden ellisi işsiz yani…Nifusun yüzde sekseni açlık sınırında yaşıyor ve insanlarda 50 yaşına gelmeden ölüyorlar çoğunlukla.Yüzde yirmiside refah ve bolluk içinde yani…

F-Fakir ve aç insanlar, zengin insanların yaşamlarına bakarak hergün ölümü ve Allahın adaletini isterler değilmi?Zenginlerin elinde horlanıp ezilmektense, allah bir musibet versinde topyekün gidelim bu dünyadan diyen çok insan olmalıki yüzbinler toprak altına gömülüp gitti.Şehrin en lüks otelleri çökmüş ve pek çok turistte kayıp. Sizi onbeş yıl önce dinlemiş olsalardı bu deprem olmazmıydı diye düşünmeden edemiyor insan.Siz hep 180 derecenin üzerinde bakın olaylara, şaşırmazsınız diyorsunuz ama göçük altında can çekişen canlara dayanamıyor insan.Hakedişlik olarakda göremiyor,isyan ediyor…

E-İsyan da etsen, duada etsen varmı çaresi….AMA İNSAN GİBİ AKLI KULLANARAK YAŞASAYDILAR, ÜLKELERİNDE SOYGUNA, VURGUNA, TALANA SEYİRCİ KALMASALARDI SİZE YEMİN EDEREK SÖYLÜYORUM Kİ ŞİMDİ BU DERECE ÇARESİZ OLMAYACAKLARDI.Bir halkın yüzde ellisi işsiz ve açken, nasıl olurda o yüzde ellisi rahat eder, uyur ve eğlenir?

GBizim ülkemiz dede yüzde 15 işsizlik.Biz nasıl uyuyorsak, onlarda öyle uyuyorlar.

E-En gelişmiş ülkelerde bile şu an dünya krizinden dolayı işsizlik yüzde onların çok çok üzerinde.Siz sanıyormusunuz ki şu an seçim olsa, başka bir hükümet gelse işsizlik yüzde onun altına inecek ve herkes iş sahibi olacak.Bu asla olmayacağı gibi tıpkı haitideki gibi işsizlik yüzde otuzları bile geçecek ve iç savaş azacak.Bu gün DÜNYA TÜRK BİRLİĞİ gibi sözüm ona mail yolu ile bilgi paylaşım siteleri Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül\’ e YÜCE DİVAN yolu gözüktü diye başlık atarak mail göndermişler.Suçlarıda terör örgütü ile ortaklık yapmak ve vatana ihanet….Düşünebiliyormusunuz?Altınada pek çok gerekçe sıralamışlar.Yok efendim üniter devlet yapısını bozuyorlarmışda, eyalet sistemine geçilecekmişte…vs..vsTabii bu laflara inanan pek çok aptalda oluyorki bunlar habire yazıyorlar.

G-Gazetecilikte bizim 5n 1k uygulamasını yapmalı insanlar.Çapraz sorguyala sistematik düşünmeyi öğrendim sizden bu sohbetler sırasında.Mesela Başbakanımızın dünyanın en zengin üç başbakanı arasında yer aldığını söyleyen yabancı basının haberlerini okurken, başbakan olduğu sırada verdiği mal beyanı dökümünün ne işe yaradığı geldi aklıma?Bu habere balıklama atlayanlar ve size bana, durmadan mail atanlar hiçmi düşünmezler acaba bu işlerin de ülkemizde mercek altına alındığını vede takip edildiğini.Bu kişi İstanbul beld bşk ikende aynı iftiralarla karşılaşmıştı ve mal beyanı ile ve beyandaki tutarlılıkla aklanmıştı.E-Sizin bu çapraz sorulama tekniğiniz çok insanca, ahlaki ve değerli.Çok insanca,çünki başkasının günahını almanıza engel olur bu düşünce taktiği.Ahlakidir, çünki düşünce yolu ile iftira etmemiş olursunuz.Değerlidir çünki bu düşünce modeli hem sizin huzurlu ve mutlu yaşamanıza, sonrada içinde yaşadığınız toplumun değerlerinin yaşatılmasında ve huzurunda , güvenliğindede etkendir.İnsan dediğiniz varlık her aklına geleni düşünmeden konuşursa ve her sözüde yine düşünmeden ve ÇAPRAZ sorgudan geçirmeden kabullenirse ÖNCE KENDİ HAYATINI MAHVEDER, SONRA KENDİ AİLESİNİ MAHVEDER, SONRADA İÇİNDE YAŞADIĞI TOPLUMU MAHVEDER.Bizim başbakanımıza vede cumhurbaşkanımıza yapılan bu terbiyesizlikler benim çok canımı sıkıyor.Bu kişileri vatan haini gibi gösterenlerlerin asıl kendilerinin vatan haini oldukları çok aşikar.Çapraz sorgulamada herşey ortada.Sizin bunu bukadar kısa zamanda geliştirmenizde ayrıca övünç kaynağı…KANDIRILAMAYACAK BİR BEYİN, KENDİNİ ŞEYTANA İĞFALETTİRMEYEN BİR BEYİN ALLAHIN EN DEĞERLİ KULUDUR.Şeytan, yalan ve yanlış bilgilerle kulu günaha sokmak için uğraşırken AKIL TETİKTE VE SORGUDA OLMALI.Sekiz sene önce Türkiyeyi İran yapacak diyenler, çeşit çeşit rakılar çıkıpta örtünenlerdede azalma olunca şimdi bu söylemlernden vazgeçtiler.Şimdide ülkeyi satıyor diyorlar ama AKLI VE AHLAKI OLANDA ÜLKEMİZE YAPILAN CESURCA HİZMETLERİ ZATEN TAKTİR DE EDER, ALLAH RAZI OLSUNDA DER.G-Şimdi demezsek, örnek önümüzde diyorsunuz yanii..Haiti gibi oluruz öylemi?E-Haitidekilerde insan öyle değil mi?Onlarıda Allah yarattı.Renkleri siyah olsada insan.Kimbilir kaç tane iyi yönetici geldi, halkını bu sefaletten ve açlıktan kurtamak istedi?Ben bir gazeteci olsam bu makro bağlantıları araştırır ve belgelerdim.RABBİM BİR MEMLEKETİ HELAK ETMEK İSTEDİĞİNDE, MUTLAKA ORANIN HALKINDAN BİR UYARICI GÖNDERİYOR.BU UYARICI ORANIN HALKINI YOKLUK VE SEFALETTEN KURTARMAK İÇİN ÇALIŞMALAR YAPIYOR, GAYRET EDİYOR.BU KİŞİ GÖNDERİLDİĞİ TOPLUM TARAFINDAN ANLAŞILMIYORSA, UYARILARI DİNLENMİYORSA O TOPLUM İÇİN ŞİDDET VE BELA KAÇINILMAZ OLUYOR.DOĞAL AFETLERDEN ZARAR GÖRÜYOR.

G-Eksik anlatıyorsunuz.Halklar arasındaki gelir dağılımındaki adaletsizler ve toplum düzensizlikleri, fakirlik ve açlık insanları her konuda isyan ettiriyor.İnsan vücudundan çıkan bu yüksek miktardaki elektirik yükü, tabiiki negatif elektirik yükü taşa ve toprağa işliyor.yıllar boyu bozuk enerji ile beslenen toprak ana ÜZERİNDE YAŞAYAN HALKA YILLAR BOYU ETTİKLERİNİ KUSUYOR.

F-Valla mı?Gerçek mi?

G-Esma hanım annemiz öyle söylüyor.Sence deli saçması mı?
F-O mutlaka Kuran la delillendirir şimdi Ayet Ayet şıp diye söyler.Ben Allah gibi düşünmeyi öğreniyorumya, öyle düşündüğümde bende mutlaka bir ceza keserim diyorum.
E-Acaba Allahmı kesiyor cezayı…Böylemi öğrenmiştik?
G-Biz ellerimizle ettiklerimizin karşılığını buluyoruz.Kuran’da pek çok ayette, “iyilik ve güzellikten sana ne ererse bu Allah katındandır, kötülük ve fenalıktan gelen ise kendi nefsindendir diyor.”
F-Bende okuyorum Kuranı, çok Ayettede allah başınıza bir bela verdiğinde, başınıza taş yağdırdığındada kaçacak yer neresidir diye sorarlar diyor.Yani hem belayı ve cezayı Allah veriyor, hemde biz bu belayı hak etmiş oluyoruz.Bu nasıl oluyor?Yani hangisi doğru.

E-Bir sohbette bilinç seviyelerinden söz etmişdik.sekizinci ve dokuzuncu bilinç seviyesine gelen bir beyin bütün bunların aynı şey olduğunu, farklı bir söylem olmadığınıda bilir.İnsanoğlu elleri vede düşünceleri ile yanlış işler yapıyor.Rabbi pek çok vesilelerle yapılan şeylerin yanlışlığını ve işin doğrusunu anlatıyor.Bir zaman sonrada kişi kendi yanlışlarının faturasını ödemek durumunda kalıyor.Kişi birinci sınıfa üçüncü sınıfa beşinci sınıfa giderken olayın mahiyetini vede özünü kavrayamadığı için gelecek cezayı Rabbi verdi diye kabul ediyor ve biat etmeyi öğreniyor.Sekizinci bilinç seviyesine kadar bu afetler Tanrımızın bir cezası olarak kabul edilir.Aslında bir anlamda oda doğrudur.Rabbimizin ilahi ve matematiksel düzeninde kişinin elleri ve aklı ile yaptıklarının faturasının bedelini kesende Tanrıdır.FATURANIN SAHİBİ İNSANDIR VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENDE BUDUR.Biz bu sohbetlerde GÜNCEL YAŞAMDAN, SİYASETTEN, MEDYADAN VE KENDİMİZDEN ÖRNEKLERLE hakikatleri DOKUZUNCU BİLİNÇ SEVİYESİNDEN , FATURANIN SAHİBİ İNSANOĞLUNA ANLATIYORUZ.Bu seferki faturanın bedeli ağır olmasın istiyoruz.BU SOHBETLER FATURA BEDELİNİ HAFİFLETMEK İÇİN.

G-Ama bir işe yaramadı ve haiti kan ağlıyor.Niye uyarmadınız?Haitide olacak demediniz?E-Tekrar söylüyorum.Ben enerjiyi müsait olduğumda alırım.Haitidemi olacak bilemem.Ben alsam, sen alsan ne olcak.Haber versen inanırlar mı?Ben ülkeme odaklıyım.Şiddeti 6 nın üzerinde olanları kimseye haber bile vermiyorum.Ülkem için şiddeti yüksek bir duyu alırsam, tehlike sezersem tabiiki paylaşırım, söylerim.Ufak ufak depremleri ben biliyorum diye habire paylaşmanın kimseye faydası da yok.Haiti depremi öncesi Datçadan Mustafa kargı diye bir arkadaş aradı.Kendisine iki kez deprem haberi verdim.Akdenizden aldığım sinyallerin doğruluğunu kendisi bana mail atarak teyit etti.Sonraki gün, 13 veya 12 si olabilir yine alt ege ve karadenizden sinyal aldığımı söyledim.Akdeniz tarafından aldığım ürkütücüydü.Durup durup sallayacak dedim.Ama ülkem için yıkım görmediğimden şiddetide 5 geçmez dedim.Aslında aldığım Haiti depremiyidi.Hava çok yağışlı ve gök gürültülü olduğundanhesaplamada yanıldım.Deniz odaklı olduğunu söylediğim depremin haitide olacağını hesaplayamadım hava muhalefetinden dolayı.Beynimle aldığım için gripal durum, hava muhalefeti, boynumdan yukarı taktığım küpe, toka vs her şey, bulunduğum ortam vs her şey algı doğrulumu etkiliyor.Mesela çok büyük bir alışveriş merkezindeyim ama deprem alıyorum.Oranın elektirik yüküyön ve şidet tahminlerimi etkiliyor.Ama hep söylüyorum önemli olan ÖLÜMLÜ VE YIKIMLI BİR DEPREMİ ÖNCEDEN HABER VERMEK.ASLINDA EN ÖNEMLİSİ BU AFETLERE NEDEN MARUZ KALDIĞIMIZI BİLMEK VE ANLAMAK.

F-Uyguladığımız zaman, zaten korunuyoruz ve doğal afette yaşamıyoruz,öyle değil mi?
E-İşte bunu anlamaya ve öğrenmeye gayret ediyoruz bu sohbetlerle…
G-Haiti nifusunun yüzde ellisi işsiz, aç insanlar.Son yıllarda yaşanan deprem ve tusunami felaketlerinin olduğu yerler, şiddetleri7 den yukarı yerler çok fakir ülkeler.Adalet yok, yardımlaşma yok…Gerçekten islamiyetteki yani Kuran kitabımızdaki afet anlayışlarını ilişkilendirmenizin ısbatı oluyor yaşanılanlar….Eskiden Japonyada olurdu ölümlü depremler.Şimdilerde orası pek sallanmıyor, ölüm olmuyor.

E-Japonlar son yıllarda hem kalkınmalarını, hem ekonomilerini, hemde ruhsal kalkınmalarını başarı ile yapıyorlar.Koruma alanlarıda böylece oluşuyor.Adalet ve hak gözetildiği sürece yıkımlı felaketler, toplu katliamlar görülmez.Tunus da Haiti gibi yıllar yılı sömürge olmuş bir ülke.Habib Burgiba adında bir başbakanları bildiğim kadarı ile kırk yıldan fazla görevde kalmış.Hiç dilenen insana rastlamadım.Çok zenginde görmedim.Dünyanın en büyük ünüversitesi orada.İnsan ahlakının kalitesinin çokluğuna hayran kaldım.Yüzde seksen mutlu ve güleryüzlü insanların insana saygısı ise görülmeğe değerdi…Orta halli, mutlu ve inançlı insanlar.Örtülüsü ve örtüsüzü….Sarıklısı ve gravatlısı…Kimse kimseyi incitmiyor.Suç oranıda çok azmış.Her şehirde hapisane filanda yokmuş…İnanabiliyormusunuzHalkı kadir kıymet biliyor demekki…Ahlaklı insanların idarecileride ahlaklı oluyor öyle değilmi?Ülke 50 yıldır aynı idarenin elinde.Mutlu ve barış içinde yaşayan insanların ülkesi Tunus.Demekki halk istikrar isteyince, ülkede barış ve istikrarda oluyor öyle değil mi?Tunusta hiç afet duydunuzmu?Gazetelerde dikkatinizi çektimi?Mısırda olan sel taşkınları, bombalar, toplu ölümler neden olmuyor acaba bu ülkede…?                                                                                                                                                 G-Siz bize 180 derece düşünmeyi öğrettiğinizden beri herşeyi sorgulamaya başladım.Her düşünce 19 dan sohbetleri tasdik ediyor ve doğruluyor.Acaba biz niye düşünemedik bu gerçekleri, bukadar ilahiyatcımız varken neden işlenmedi bu konular…neden neden…Kafam sürekli bu soruları soruyor.Ülkemiz terör cehennemi haline getirildi ve onbinlerce şehidimiz var…Neden neden…Biz nasıl insanlarız, nasıl yaşamışız, nasıl görememişiz…Nası bukadar sorumsuzca ve düşüncesizce yaşamışızGerçekten bir medya seferberliğine ihtiyaç var.Medya seferberliği başlasa bundan sonra depremler durabilirmi?Şiddetleri hafiflermi?

F-Mevlana ne demiş gözüm?Benim anlattığım karşımdaki insanın anladığı kadardır.Kim anlamışki evrensel doğruları vede hakikatleri?
G-Yahu Haitiye gitsen, o manzaraları görsen ve o insanların yerinde olsan yemin olsun yalvarırsın hemde nasıl…Allahına rabbine birdaha olmasın diye, yaşanmasın diye…

E-Öğrenmeye hevesli kim varki?İş başa düşünce herşey için çok geç…Bak ziyaretçi sayımız her geçen gün artıyor ama anlayan, sorgulayan ve marifetini görelim diyen varmı?Ben ülkem için tehlike yok derken Adamın biri ülkede üçgün içinde 6vr 7 arası deprem haberi veriyor ve onunki gazetede haber oluyor.Hiçbiri tutmadığı halde yine konuk oluyor ve insanlar birşey bilmeyenlerin peşinden götürülüyorlar, uyutuluyorlar ve medya yolu ile kandırılmaya halen devam ediyorlar.Bendende deprem tahmini yapmamı istiyorlar.Ülkem için şimdilik ölüm ve yıkım yok diyorum bu kadar açık.Sadece bunun nedenini anlatmam için sorular gerekir, davet gerekir.Belgelere bakan, ısbatıda anlar.Ama bizim medyada tık yok.Yalan ve yanlış habere bayılıyorlar…İleride şiddetli bir deprem yaşanacağı zaman BEN DEPREM YAPACAĞIM BÖLÜMÜNDE AÇIKLAYACAĞIM.YERİNİ, ŞİDDETİNİ VEDE ZAMANINI…İnşallah da bilebilirim olduğu zaman.İnanın o zamanda depremi bu kadın yaptı diyecekler biliyormusunuz….Depremi benim yaptığımı zannedecek kadar aptal olan bu insanlar geçen 15 yılda hiç ders almadılar.Ben İzmir medyasına deprem yapacağımı söylemiştimde gerçekten inanmışlardı 15 sene önce…Şaka gibi ama gerçek…Sonrada ben deprem yapacağım kitabını yazdım.Yaşadığım anılardan oluşuyor tamamen.Ama şimdi gerçekten bu belgeler, bu söylemler ve bu site ile ben deprem yapmaya devam edeceğim….
G-Bu yapacağınız depremide akıllılar anlıyor .Aptallar için yıkıntıların altında kalmak kaçınılmaz.Aklı olanlar sorguluyor ve araştırıyor.Sorgulayan ve araştıranda koruma alanları oluşturuyor öyle değilmi?
E-Yemek zamanı, sohbete ara….

F-Bugün uzay bilimleri araştırma derneğine gittim.Sizden söz ettim.Arkadaşlara sitenizi dolaşmalarını tavsiye ettim.Uzaylılarla temas halinde olan bir kişi, sizi uzaylıların ışınladığını söylüyor.Gerçekten uzaylılarmı ışınladı elinizden?Gördünüzmü uzaylıları?
E-Şimdi benim gördüğüm ve yaşadığım bir şeyi senin yaşamamış olman, pek çok kişinin yaşamamış olması beni anlaşılır yapmaz.Birsürü spekulasyonlara, anlaşılmazlara neden olur.Yaşanılmayan bir hali anlamakda zordur.Uzaylılar ışınladı desem pek çok dinin şeriat boyutunda kalan kesimi hemen cinler yaptı diyecekler.Bu fikirler cinlerden, bu kadın bizi dinden çıkarıyor diyecekler..Diyeceklerde diyecekler…Ağzı olan konuşacak.Akılsızlar inanacak, etkilenecek…Akıllılarda yazılanlara vede delillere bakıp aklını işletmeye devam edecek.BİLİYORSUNUZ 19 DAN SOHBETLERLE SIRATI GEÇİYORUZ.
F-Gerçekten de sıratı buradamı geçiyoruz?
E-Ne sandın ya?Kestiğin kurbanlarla sıratı geçeceğinizimi sanıyordunuz yoksa?Sırat dünyada geçirilen imtihanlardır ve bilincin yükselmesi ile sırat geçilir ve bu değişimdir.Bu çetin imtihan boyutunda sıçrama yapabilmek için yapılıyor sohbetler.

F-Siz mehdi filan olmayasınız sakın.Hani bu gönderileceği vaad edilen mehdi.Sakın İsa falan…İsada olabilirsiniz.Biz erkek bekliyorduk ama sizede hayır demeyiz canım.O zaman

E-Çocuklar ortalık mesih ve mehdi kaynıyor.BEN ESMA TUNÇERİM.Okur ve çok düşünürüm.Ne mesih, nede mehdi olmaya hevesim var.Bana kimse sen şusun veya busun da demedi.Kimse bir paye veya bir rütbe vermedi.SADECE GÖREV VERDİ OKADAR.İlham verdi, akıl verdi, sağlık verdi.Ünvanla, parayla işimiz yok.Bunun heveslisi insanlarada inanılmamalı zaten.Düşünsenize yüzbinlerce peygamber ve evliya ve görevli gelmiş bu güne kadar.Ben basit bir aracıyım.Sade bir vatandaşım.Aklıma uymayan bir şeyide, inanmadığım birşeyide asla söylemem ve önermem.Luzumsuz şeylere takılıp kalmak, bize fayda getirmeyecek şeylerle boş laflarla oyalanmak vakit ziyanlığı…Düşün bakalım…Bana kimin neyi ne şekilde yazdırdığının ne önemi var?Akıllı düşünün.Yazılanlar akla uyuyormu?

G-Valla çok uyuyor.Arkadaşlarlada konuşuyoruz…Namuslu ve çalışkan, akıllı insanlar olmamız, düşüncelerimizden bile sorumlu olmamız isteniyor ne güzelll…Barışıda sağlarsak doğal afetlerdende korunuyoruz.Tabii bu arada doğaylada uyum içerisinde ve hayvan haklarınıda gözeterek yaşayacağız.
F-Banada uyar ama dünya barışı asla sağlanamazki?İstemezler bunu.Bu kötülerle iyilerin savaşı binlerce yıldır sürüyor.
G-Bu emir Kuranda var.Hemen her surede barış yapılsın deniliyor ve barış için çalışanlara cennet müjdeleniyor.Esma hanımıda boşuna konuşturmuyorlar herhalde, boşuna yazmıyor kadıncağız…Sıkıysa barışı sağlama…2012 yi bir hatırla bakalım.Filmi seyrederken kanım dondu.Esma hanımın kitabının kapağındaki ön söz gibi barışı sağlamaktan başka bir çaremiz yok bizim.YA BARIŞACAĞIZ, YA BARIŞACAĞIZ…NASILOLSA ÖLECEĞİZ NİYE SAVAŞIYORUZKİ…SAVAŞ APTALCA…DÜNYA DA KİRACIYIZ HEPİMİZ.DÜNYAMIZIN TEK SAHİBİ VAR VE O HEPİMİZİN ALLAHI, RABBİMİZ.

E-Herşeyin bir vakti ve saati var çocuklar…Allah isteseydi bizden öncekilerin yüreğine koyardı ilhamı ve onlar yazar, söylerlerdi ondokuzdan sohbetleri…Doğru zamanda doğru bilgileri açan Rabbimizinde bu zaman için elbette bir bildiği var ve bunu düşünen insan için kodlamış.
G-Haklısınız.Peygamberer ve kitapları bile sırası ile gelmiş ve her birisi yeni bir bilgi ile gelmiş ve toplumun ihtiyacına cevap vermiş.Ondokuzdan sohbetlere yarın devam edelim

F-Günaydın arkadaşlar.Bugün başbakanımızın meclis konuşmasını izledim.Gurur duydum.AKPM Başkanlığına iki yıllığına Türk bir milletvekilinin seçilmiş olması çok güzel.Avrupa ile ilişkilerimizde kaynaşma ve anlaşma olacağı muhtemel.İyi şeyler oluyorülkemizde.Açılımı her ilde, her şehirde anlatılacak özel birimler oluşturulup toplumsal mutabakat sağlanmaya çalışılacak.Ayrıca KAMU DÜZENİ MÜSTEŞARLIĞI kuruluyor.Bu birim İçişleri bakanlığına bağlı çalışacak.DEVLETTE CİDDİ YAPILANMA VE KAMU DÜZENİ İSTKRARINI SAĞLAYACAK ÇALIŞMALAR YAPILIYOR.Çok taktir ettim.

G-Daha bir ay önce başka türlü düşünüyordun?Ne oldu sana böyle…?Bir numaralı Tayyip düşmanıydın..!

F-Dinliyorum adamı.Meclis konuşmalarını takip ediyorum.Bu sohbetlerde bana şeyi öğrettiniz.Yanlış düşündüğümü gördüm.Daha doğrusu siz gösterdiniz.Doğru bir tane olduğuna göre, YA SİZ DOĞRUYU SÖYLÜYORDUNUZ YADA BEN.Yaben aptaldım, yada siz…Sizin aptal olmadığınız, vatana ve millete sevdanızda ortada.O zamanda benim gözden kaçırdığım birşeyler vardı.Bu sohbetlerde onu sorgulamayı öğrendim.Ben Deniz Bykalı dinlerken açılım içeriği bakımından hep Başbakanı suçladığını gördüm.Halbuki resmi internet sitelerinde Kürtçr eğitimi, kürtçe konuşulmasını kendilerinde destek verdiklerini, projelerine aldıklarını gördüm.Mecliste başka, internette başka konuşuyorlardı…

G-Bugün çok soğuk.Tekel işçileri soğukta sokaklarda haklarını almak için.Arkadaşlar izmirde İZMİR BELEDİYESİNİN İŞTEN ÇIKARDIĞI İŞÇİLERDE ANKARADA EYLEME BAŞLADILAR.ONLARDA SOKAKTALAR VE PARTİLERİ CHP DEN YARDIM İSTİYORLAR.BAŞBAKANLIK ÖNÜNDE SESLERİNİ DUYURMAK İSTİYORLAR.CHP DEN BİR ALLAHIN KULU ÇIKIPTA BU İNSANCIKLARLA MUHATTAP OLMUYOR.BU İNSA NLAR CHP Lİ BELEDİYENİN İŞTEN ÇIKARDIĞI İŞÇİLER.KILIÇDAROĞLU TEKEL İŞÇİLERİNİ ETRAFINA TOPLAYIP HERGÜN DEMEÇ VERİYOR.BU SOKAKTAN TAYYİP GEÇEMEZDİYOR.TAA İZMİRDEN GELEN İŞTEN ATTIKLARI İNSANLARA SIRTINI DÖNÜYOR.

F-Arkadaş sıtkım sıyrıldı benim bu partiden.Bu kadarda iki yüzlülük olmaz ya…Esma ablamızın ne kadarda haklı olduğunu ALLAH GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKA BAKA PEKÇOK OLAYLA YAŞATIYOR BİZEİzmirden gelen gurp, medyayada sesini duyuramadı, pek çok kanal görüntülemedi bile..Hergün tekel işçileri ekranlarda.Onlar binlerce kişiya..Güç oluşturup tehditle işe alınacaklarını zannediyorlar hala daha..

G-Emekli olmuş çalışanları bile pek çoğunun haksız yere işe bile gitmeden para aldıklarını ve bu yüzden bu kurumun devamlı zarar ettiğini söylemişti.Bu kişilerin aldıkları paraların çoğu haram demişti, iyi yapıyor Başbakan demişti.Bunu kendi çalışanları söylüyor arkadaş.Bu adamlara devlet acımış ve ilk defa bunlara kamuda isdihdamda sağlamış.Birikmiş paralarınıda alıyorlar.Daha ne istiyorlar?

F-Bunlar yangelip yatarak para kazanmaya alışmış insanlar.Özel sektörde bunları bir gün bile tutmazlar.CHP nin bunlara destek olması oy davasına..İŞTE BU KURUMLAR CUMHURİYET TARİHİNDEN BERİ SİYASİLERİN ARPALIĞI VE OY KAZANLARI OLMUŞ.DEVLET BATMIŞ KİMİN UMURUNDA…ZARAR ETMİŞMİŞ KİME DENİLMİŞ.AMA ŞİMDİ HERŞEY YENİ BAŞTAN YAPILANIYOR.YEPYENİ BİR TÜRKİYE İNŞAA EDİLİYOR.E-Yaa çocuklar inanın gurur duydum sizinle.Bu nasıl bir gelişme böyle..Aferin size.İnsanoğluna doğruları görmek, doğrulara destek olmak yakışır.MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK PROJESİDE SİZLERİN SAYESİNDE BAŞARIYA ULAŞACAK EMİNİM ARTIK.İÇİM NASIL RAHATLIYOR SİZLER BÖYLE ARAŞTIRMACI GAZETECİ OLARAK ÇALIŞMALAR VE KONUŞMALAR YAPTIKÇA.G-SİZ BİZİ, BİZİMLE YÜZLEŞTİRDİNİZ.Bizm ayıplarımızı ve yanlışlarımızı hiç çekinmeden yüzümüze vurdunuz.BİZİ BİZE TANITTINIZ.BİZE ALLAH OLMAYI, ÖYLE DÜŞÜNMEYİ ÖĞRETTİNİZ.E-AMAN AMAN..SAKIN HA..ALLAH GİBİ DÜŞÜNMEYİ, ÖYLE YAŞAMAYI ÖĞRETİYORUM SİZE.ALLAH GİBİ.(GİBİ) Bizler hiçbirzaman kadiri mutlak olamayacağız.Allah gibi düşünebilmek ve onun emirleri doğrultusunda bir hayat yaşamak çok önemli.ŞEYTAN HAVVAYA ELMAYI YEMESİNİ SÖYLERKEN ONU ” Elmayı yersen, Allah gibi olacaksın” dedi.Allah gibi olma serüvenimizde böylece başlamış oldu.Bundan kaçışımız yok.O nedenle hepimizin tek görevi Allah GİBİ olabilmek ve öyle düşünebilmek.Öyle değilmi?

G-Doğru ile yanlışı ayırdığımız zaman ve doğru işler yaptığımız zaman oluyor bu.Doğru düşünebilmenin bukadar kolay olduğunu bilmezdim.Artık her konuda çabucak görebiliyorum doğruları.Günden güne dahada artıyor melekelerim.F-Enerji çekimide hızlanıyor bu arada değilmi?

E-Nekadar doğru, okadar güçlü enerji.Nekadar doğru kelam, okadar doğru iş.Nekadar doğru düşünce okadar hayır ve bereket…

F-Ne kaa ekmek, okaa köfte yani.

G-Yani..Kadıncağız yıllardır yırtınıyor, doğru insan, doğru iş, doğru enerji diye. Gazetede sohbet ederkenarkadaşın biri şu kadının söyledikleri yalan çıksın ve mosmor olun diye deprem olsun istiyorum demezmi…Arkadaş koyu CHP li.İyide bir insan.İnanmış, Atatürk sevdalısı.Sanıyor Tayyibe destek olursa Atatürkçülüğü zedelenecek.Atatürk rozetini asla çıkarmaz yakasından.Neredeyse anıtkabirde yatacak cinsten Atatürkçü.E-Sen ne dedin?Ne yaptın?

G-Yeryüzündeki kötü insanlar, kendi iradelerini hakim kılmak içinTanrıyı kullanırlar.”TANRI İRADESİNİ HAKİM KILMAK İÇİN YERYÜZÜNDEKİ İYİ İNSANLARI KULLANIR “dedim.Sizin çok iyi ve örnek bir insan olduğunuzu söyledim.Sizin hakkınızda araştırma yapmış, neler anlattı neler…Sizin özel hayatınız kimseyi ilgilendirmezki…Kocanızdan bize ne…Ayrılırsınız, boşanırsınız, istediğinizle evlenirsiniz.Allah gibi düşündüğümde insanların belden yukarıları yaptıkları işler önem kazanır benim için.Elimizle ve dilimizle yaptığımız bozukluklar, başkalarının hayatlarınıda etkiler.

E-Yanlız aşağısı ve yukarısıda müşterek işler.Fuhuş yapan vede bundan nemalanan insanların düşünce ve fikir yapılarındada bozulmalar olur.Saf ve iyi duygularla yapılan şahsi ilişkilerin neticeleri kişiyi bağlar.İnsan Rabbine AŞK ile yükselir.Kişiyi Rabbine götüren aşk ise dünyevi aşklarla başlar.Hayatınızda Aşk yoksa vah vah derim.AŞK KİŞİYİ EN YÜKSEK TİTREŞİMDE YOĞUNLAŞTIRIR.YÜKSEK AŞKLARDA AYRILIK VE ACI KAÇINILMAZDIR.AŞK NEKADAR BÜYÜK OLURSA, AYRILIK ACISIDA OKADAR DERİN OLUR.KİŞİ DÜNYEVİ AŞK YAŞAMADAN ALLAH AŞKINA ULAŞAMAZ.ALLAH AŞKINI DENEYİMLEMEMİZEYARDIMCI OLAN İNSAN BU YÜZDEN ÇOK DEĞERLİDİR.AŞKI YAŞAMAKTAN ASLA KORKMAYING-Öyle bir anlatıyorsunuzki, sanki aşıksınız…Çok merak ettim kime?

E-Sizce kime olabilir acaba…?Hemde öyle bir aşıkımki bu aşkı kimselerle paylaşamam…

F-Yahu aşkada nerden girdiniz şimdi?Senin şu Atatürkçü arkadaş ne dedi şu CHP nin ikiyizlülüğüne?İzmirden gelenlerin yüzüne bakmazken, tekel işçileri ile neden yatıp kalkıyorlar?Anlatabildinmi doğruları.

G-Önümüzdeki hafta onu da getireceğim buraya.Çok istiyor gelmeyi.Gelince göreceğide var tabii.Bizde onun gibiydik buraya geldiğimizde.                                                                      E-Şimdilik bu sohbetlere üç kişi ile devam edelim.Buradakileri aktaracaksınız sizler diğerlerine..

G-Adam dinlemiyorki.Külliyen sizi ve bizi Atatürk düşmanı bellemiş.Zavallı beynini yıkatmış.Ben hayatımda bu kadın kadar Atatürkçü kadın tanımadım diyorum anlamıyor.Sizin kitabınızdaki Atatürk şiierini okuyunca rahatladı.Çok hoşuna gitti.Orada and verdiğiniz satırlar çok etkiledi onu.Sonra dini yorumlayışınıza merak saldı ve aldı kitabı benden…

E-Çok iyi, bir hafta sonra değişerek gelecektir.Oda bu sohbetlerin doğru düşünce tarzını oluşturmak için yapıldığını ve bu son dönemde buna ihtiyaç olduğunu anlayacak ve kavrayacaktır.Derd etmeyin.Dünya nifusunun yüzde ellisi doğru düşünebilseydi, dünyada silahlar ortadan kalkardı.Nükleer çalışmalar yapılmazdı.İnsanlar İNSİYAKİ ŞUURLARINI KULLANIRLARDI.MİKRO BİR YARADAN OLARAK KENDİLERİNİ ŞİFALANDIRIR, EVRENİ ŞİFALANDIRIR,MUTLU VE HUZURLU YAŞAMI TADARLARDI.Haitide can veren yüzbinler toprak altında kalmazdı.Bu sohbetler dünyanın enerji dengesini yerine oturtabilmek için yapılıyor.Yoksa AKP iktidarına yandaş kazandırmak için değil.Bu sohbetlerin amacı, hepbirlikte doğruları görebilmek.İyi ve faydalı şeyler yapabilmek.Bu hem ülkemizhemde dünyamız için gerekli.Doğru düşüncelerin oluşturduğu ve çektiği enerji, bozulan dengeleri, kayan eksenleri düzeltebilir.AMERİKA-ARJANTİN-TÜRKİYE üçgeni ile başlatılacak çalışmalar dünyada manyetik bir alan yaratacaktır.Oluşturulan bu manyetik alanda dünyanın aurasını değiştirecektir.Dünyamızın aurası kirlenmiştir ve gridir, sarımtırak gridir.Bu iyi değildir.Bunu insanoğlunun değişen aurası, değiştirecek ve onaracaktır.Biz hasta olunca, hastalıklı düşüncelere sahip olunca dünyamızda hastalanmıştır.Dünyamız tıpkı üzerinde yaşayan milyonlarca kanserli hastalar gibi can çekişmektedir, dünyamız ölmek üzeredir.Dünyamızı sağlıklı düşünen, sağlıklı insanların elbirliği ile yapacağı çalışmalar iyileştirecek ve dünyamız hızla düzelecektir.İNSANA AŞIK, RABBİNE AŞIK, BİLGİYE AŞIK İNSANLAR ELELE VERECEK VE GÜÇ OLUŞTURACAKLARDIR.SEVGİ GÜCÜNÜN, AŞK GÜCÜNÜN ÖTESİNDEKİ GÜÇ RABBİMİZİN GÜCÜDÜR VE RABBİN ENERJİSİ AŞKTIR.İNSANOĞLUNU SEVGİSİNDEN VAR EDEN YARATICIMIZ YARATTIĞI İNSANINADA ÇOK MERHAMETLİDİR.

G-Sözünüzü kestim ama, 13 gün sonra yıkıntıların altından çıkan genç SADECE ALLAHIMIN BENİ KURTARACAĞINI DÜŞÜNDÜM, ONDAN YARDIM İSTEDİM demesi ve 12 gün sonra sapasağlam kurtulması mucizeydi.E-Birdaha sözümü kesme lütfen, sonra toparlayamıyorum.Tanrı mucizeleri sever.Tanrı MUCİZELERİN hayır ve şerrin,tanrı tüm aşkların toplamıdır ve bu özelliklerin tümü insanda tecelli eder.

G-Tanrı dediğinizi Ali duysaydı ,size çok kızardı.Tanrıyı putperestler söylüyormuşta, bizde söylersek putsever olurmuşuz…

E-Birinci bilinç seviyesinde olanlar şekilcidir.Şeriat boyutundakiler, kelimelere takılırlar.Sakalda, örtüde bıyıkta hikmet ararlar.İLK OKULA GİDEN, BİLEMEZKİ CEBİRİANLATSAMDA ANLAMAZ, ÖĞRENECEK ALFABEYİ…EY BENİM İMANLIM, BEN NASIL ANLATAYIM,PİR SULTANI YAKMIŞSIN, BEN SANADA YANARIM.ALLAH TANRI, HEPSİ BİR,HEPSİ O NUN İSMİDİR.ONUN AŞKI İLE YANANGÖNÜLLERİ, O BİLİR.ALLAH, TANRI AYIRAN,İNSANLARI ŞAŞIRTANDOĞRUYU EĞRİ YAPANGERÇEĞİ BİLMEZDEDİR.

E- Arkadaşlar üç gündür Bursadaydım.Uludağa çıktık.Sohbetler yaptık, kartopu oynadık.Herşey dahil bir otelde konakladık.İnsanlar içki bedavaya, ellerinden düşürmüyorlar kadehleri…Tabaklar dolu ve sofra sonrası atılan yiyecekler bir okadar insanı doyurur.İnsanımız, yiyeceği kadar koymuyor tabağına.Gözü doymuyor.Gönlü aç olanın, gözü doyarmı?Her masada içkiler içilmeden bırakılmış, israfki ne israf…Bizim dinimiz israfı yasaklar.Bütün dinlerde haramdır israf.Açık büfeye baktıkça, aç ve sefil insanları düşündümBizlerin bu imkanlardan yararlandığımız için nekadar şanslı olduğumuzu düşündüm.Allahıma çok ama çok şükürler ettim.Ailecek çok güzel, anlamlı bir gezi oldu.Yükseklerde yaradanımla daha bir hoş sohbet oluyorum…

G-Ben nasıl dua ettiğinizi hep sormak istiyorum?Nasıl edersiniz?

E-Allahıma, elim senin elin, dilim senin dilin olsun.Senin gözünle göreyim, senin kulağınla duyayım.Dilimi yanlışa, gözümü harama sokma.Nefesim, nefesin olsun.Senin aklınla düşüneyim, senin aklınla karar vereyim.Aklımı başımdan alma ki doğru ile yanlışı ayırabileyim.Bana yanlışlarla mücadele edebilmek için güç ver.Bu beden sana emanet.Beni yalandan, yanlıştan, kötü insanların şerrinden koru yarabbim.Ülkemi ve devletimi muzaffer eyle…Askerimin, polisimin her daim yanında ol.Düşmanımızın tuzaklarını boşa çıkar.İmanımı ve inancımı güçlü kıl.Evlatlarımızın ahlaklarını, rızıklarını artır.Bizi sağlıklı yap, aklımızı artır ki seni dosdoğru analım ve yolundan sapmayalım.Rabbim yarattığın kullarının doğruları görmesine sen yardımcı ol, kalplerindeki hasedi söndür.Beni yanlış bilgiden, yanlış kelamdan ve zandan muhafaza eyle..Torunlarıma ve evlatlarıma vekil ol.Sen hepimizi iyi ahlak üzerinde tut.Yanlış ve hatalarımızdan ders aldığımız zamanda bizi çokça bağışla..Senin merhametine, senin adaletine, senin bilgine ihtiyacı olan kullarını duy, onlara cevap ver yarab..Bizi açlık ve yoklukla terbiye etme, ülkemi haksızlıklardan, hırsızlardan ve namussuzlardan koru…Onların maskelerini düşür…Biz sana sığınıyoruz, senden af diliyor ve senden yardım istiyoruz.Dilime güç, gözüme nur, kalbime ışık , aklıma yar ol yarabbim.Amin.
F-Allah sizden razı olsun.Bu ne güzel bir dua…Siz Allahtan O’nun gibi olmayı diliyorsunuz,teslim oluyor ve sığınıyorsunuz, ne güzel….Biz devamlı istiyorduk, dua ediyorduk ama isteklerimiz hep maddi şeylerdi.Sağ olsun Rabbimiz onuda verdi ama, rabbimizin halifeleri olarak onun eli,ve dili olmayı istemek daha doğruymuş.İyiki bu sohbetleri yapıyoruz.
G-Esma ablamız akıllı.Bilgi istemiş, akıllı olmayı istemiş, Allahın eli ve gözü olmayı istemiş ve hepsinide almış.Allah tüm dileklerini yerine getirmiş.İstemek, istemeyi bilmek lazımmış…Ben hep bir ev ve kendi işim olsun istedim ama birtürlü olmadı.Dualar bir işe yaramadı.Neden acaba?Neden duymuyor beni Rabbim.

E-Bu çok güzel bir soru.Ama bu sorunun cevabınıda yine sen vereceksin.Düşün bakalım…?Sen rabbinin iStediği gibi bir kul olabildinmi acaba.?.Evrensel yasalar nasıl işler, bir hatırla…Evrensel yasalara göre YARDIM EDENE YARDIM EDİLİR.Bu gün tv de İstanbulda öldürülen sokak köpekleri haberlerdeydi.Pek çok hayvansever insan isyan ediyordu.Bu köpeklere bu insanlar hergün yemek getiriyor ve sokakta bakıyorlardı.Ama öldürüldüler, zehirlendiler…Bunları katledenler ne büyük bir günah, ne büyük bir suç işlediklerini bir bilseler…                                                                                                                  G-Ama bu başıboş köpeklerde bazen saldırıyorlar insanlara.Korkan insanlarda belediyeye şikayete gidiyorlar.Belediyede çaresiz kalıyor.Aşılı olmaları yetmiyorki, korkuyor insanlar başıboş hayvanlardan..

E-Gelişmiş batı ülkelerinde evleri bahçeli olan insanlar mutlaka köpek besliyorlar.Evlerde köpek ve kedi beslemek çok yaygın.Bu hayvanlara insana verilen değer veriliyor evlerde bile..Bu bir bilinç işi.Bizim ülkemizde ise yanlış inanışlardan dolayı evlerde bu hayvanları besleyenler neredeyse dinden çıkıyor.Bu hayvanlara mundar gözü ile bakılıyor ve evde beslenmesinede karşı çıkılıyor.Halbuki bu hayvanların ömrü en fazla 15 yıl.15 yıl insiyaki şuurları ve enerjileri ile insana hizmet ediyorlar.Deprem enerjilerini tanrısal şuurları sayesinde vücutlarına depolayan bu hayvancıkların katledilmesi çok yanlış.Belediye hayvanseverler ile bu işe çözüm bulabilir.Herşeyin bir çözümü, akılcı yaklaşımı mutlaka vardır.Pekçok ruhsal rahatsızlık evde hayvan beslemeyle giderilir, tedavi edilir.Ben çocuklarım küçükken pek çok hayvanı evimizde besleyip büyüttük.Benim çocuklarım kediler, köpekler, kuşlar ve balıklarla büyüdüler. Kişilik gelişiminde evde hayvan beslemenin rolü çok büyük.Çocuk, sevmeyi, paylaşmayı ve sorumluluğu öğreniyor.Ama şimdiki nesil anneleri fedakarlığı bilemedikleri için çocuklarını bu güzel enerjilerden ve bu paylaşımdan mahrum büyütüyorlar.Bu neslin çocukları çok talihsiz.Eskiden evler tek katlıyıd ve her mahallede kedi köpek beslenirdi.Mahalleli onlara bakardı.Ben evimde asla yiyecek atmam.Bu yiyecekleri hergün sokak hayvanlarına götürürüm.Bu işi bence herkes yapmalı.Dili ağzı söylemedik bu hayvanlara bir kap yemek ve su bırakmaktan aciz insanların dualaraını ben Allah olasam asla kabul etmem.Bu hayvancıklar konuşamıyorlar, açız, susuzuz diyemiyorlar…Sen onları duymayacaksın, sonra dualarım neden kabul olmuyor diyede soracaksın…Bak yine ben cevapadım sorunu ama inan bana bu sorunun cevabı öyle sınırsızki….Paylaşmayı, duymayı, yardımı bilmeyenlerin dualarınada sesiz kalınıyor. Kuranımızda bu çok güzel anlatılır.Hemde pek çok surede…

F-Hayvanlar şöyle dursun, aç insanlara bile bir yudum su verilmiyor.İstanbulda bir evin bodrumunda soğuktan adam donarak ölmüş.Bunu oradakiler hiçmi görmediler…Ben görseydim bırakmazdım dışarıda…İşte bütün dinler bunu anlatıyor.Komşusu açken kendisini doyuran, bizden değildir diyor dinimiz.Benim hanım sokaktan toplayıp getirdiklerime çok kızıyor ama ne yapayım, dayanamıyorum evsizlere, açlara…

E-Bak Allah babanda senin dualarını kabul ediyor işte.Ev almışsın, araban var.İşin var.Şükretmesinide bilmek lazım.Bende birgün sokaktan çok acıyarak birini almıştım ve bunu emekli yapmıştım.Bu adamınsonradan, köyün en zengin adamı olduğunu öğrendim.Adam benim koyunlarımıda çaldı.Beş vakit namazında ayağında ayakkabısı bile olmayan bir köylüydü görünürde…Ama Allah kısa zamanda foyalarını ortaya çıkardı.Ben hırsızlığını ısbatlayamadım, dava açılmadı.Beddua ettim ve yerini buldu.Kızını acile kaldırdılar.Hastahanede kızını şifalandırdım, kurtardım ama tüm haklarımıda haram ettim.Bedelini kendisi ödesin.Hastahanede kızı acılar içinde kıvranırken, babasının eve koyun getirdiğini itiraf etti.Kendisinin anında acıları geçti ve eve gelince babasının hırsızlığı bana malum oldu.Yani diyeceğim oki yardım yapacağımız insanıda iyi tanımalıyız.Ben yardımı dilenene, isteyene değil, gerçekten ihtiyacı olan arlı insanlara yapıyorum.Ar damarı çatlamış insanlara yardım beyhudedir.O insanada kötülüktür.İnsanı çalışmaya teşvik edecek yardımlar anlamlıdır.Ülkemizde özel sektörün yeni iş alanları açıp rekabeti teşvik edip işsizliğe çare olması lazım.Gene siyasete geleceğiz ama koalisyon dönemlerinde işsizlik tavan yapar.Kişi başı gelir azalır.Kavga ortamlarında bereket olmaz.Duaların kabulü için önce dua edenin örnek insan olması gerekiyor.Özeti bu.

G-Öyle diyorsunuz ama etrafımızda görüyoruz pek çok insan çok iyi imkanlarla yaşıyor ve onların iyi bir kul olduklarınıda hiç zannetmiyorum.Bizim bir müdürümüz vardı mesela lanet adamın tekiydi.Ev, araba, para, hatun herşey var ve bu haksızlığa isyan ediyorum bazen…
E-Zan ediyorum diyorsun bak.O ailenin içinde ne yaşanır sen bilemezsin.Onca zenginliğin içinde öyle mutsuzlar bilirimki problemlerinin halli ve azıcık mutluluk için senin aldığın paraya razı olurlar.Senin yerine geçecek milyonlarca zengin insan vardır ama sen bilemezsin.Paranın yükü ağırdır.Taşımak zahmetlidir.Günümüze şükreder ve aklımızı çalıştırırsak ve gayret edersek para musluğu isteyene birgün mutlaka akacaktır.Önce parayı isteyen, sonrada ondan kurtulmak isteyen onlarca insan tanıdım.Sağlıklı olmak en büyük zenginliktir ve bunu hasta olunca anlarsınız.Az “ZAN”et bundan sonra, tamam mı?ANKARA 2009 AVRUPA ŞEHRİ ÖDÜLÜ almış gelin bunu konuşalım, bu çok önemli birşey.AKPM BAŞKANLIĞINADA ANTALYA MİLLETVEKİLİMİZ SEÇİLMİŞ.Çok güzel gelişmeler…

G-Ben Melih Gökçeği hiç sevmem.Ankarada kar yağdı, Cinnahta trafik felç.Bu adam ne yaptıda dört dönem başkan oldu anlamıyorum?
E-Sen galiba Emin Çölaşan okuyucusun.Bütün Gökçek düşmanlığının temelinde mutlaka Emin Çölaşan hayranlığı vardır, yanılıyormuyum?
G-Bu sohbetlerden önce hayranlık vardı da siz bu sahte Atatürkçülerin ülkeye verdikleri zararın farklı bir fotoğrafını ortaya koyunca bu fotoğraftaki payını gördüm ve artık okumuyorum…

E-Artık okumasan bile beyninde o olumsuz yazılarbir şartlı görüş oluşturmuş.İşte medyanın size yaptığı.Tamamen beyin iğfali…Bunu Çölaşan iyi başaran ve iftira ve yalan haber yazan bir gazeteci.Allaha nasıl hesap verecek bilemiyorum.Binlerce okuyucuyu böyle kandırdı.Okuyanlar çölaşanı gerçek bir Atatürkçü ZAN ederek onun yazıları ile Gökçek düşmanı oldular.BU DÜŞMANLIK TOHUMLARINI EKEN VE BENİM İÇİN YAZARLIK MERTEBESİNE LAYIK OLMAYAN BU YAZAR DOĞRUYU EĞRİ GÖSTERDİĞİ İÇİNDE ARTIK SEVİLMİYOR VE OKUNMUYOR.Ben Ankarada oturmuyorum, orada yaşamıyorum ama gelip gidiyorum.Uçaktan iniş sırasında yukarıdan gördüğüm manzara 15 yıl öncesinden çok farklı.Şehri tepeden seyrederken çağdaş avrupa kentleri normlarını yakaladığını gördüm ve ankaralı dostlarımada anlattım.Hatta bir teşekkür mektubu bile yazdım bir İzmirli olarak.Adam ulaşım sorununu çözmüş.Pırıl pırıl bir kent.Kar yağınca Cinnahta trafiğin tıkanması çok normal.Bir araç kaza yapsa tıkanır trafik.Avrupa ve Amerikada kar yağdığı zaman insanlar arabaları ile çıkmazlar trafiğe.Toplu taşım araçlarını kullanırlarHerkes kendi kapısının önünü temizler.Bütün kaldırımlar tertemiz ve bakımlıdır.Kaldırmlarda dahil olmak üzere tüm çevrenin bakımı ve temizliği, estetik çimlemesi ve çiçeklendirmesi vatandaşın sorumluluğundadır.Anlaşmalı temizlik şirketleri gelir, apartmanları ve çevrelerini tertemiz yapar, bahçıvanlarda çiçeklendirir, sular.Orada kapıcılık diye bir şeyde yoktur.Bu yüzdende hırsızlıklar olmaz.Güvenlik şirketleri, temizlik şirketleri bu işleri kusursuz yürütürler.Şehir herzaman bakımlı ve temizdir.Bakımsız bir ev, veya arsa bulamazsınız.Herkes kendine ait mülkü en güzel şekilde bakmak ve çiçeklendirmek durmundadır.Bakımsız yere önce uyarı verilir, uyarıya aldırış edilmezse cezalar gelir ve cezalar ödenmediği zamanda o mülk devletin olur.Devlet ve belediyeler herkesin hakkını korumak için vardır ve herkes sorumluluğunuda yerine getirir.Bu nedenle bir avrupaya veya Amerikaya gittiğinizde, düzene, temizliğe,yeşilliğe hayran kalırsınız.Gökçek bunu başarmış bir belediye başkanıdır ve ÇÖLAŞAN GİBİ YAZARLARA RAĞMEN AVRUPADAN TAM DÖRT TANE ÖDÜL ALMAYI BAŞARMIŞTIR.Kendisini kutluyor ve hizmetlerinden ötürü alnından öpüyorum.
G-Gazetede bu ödül için tirilyonlar harcandığı filan yazıldı ama…

F-İt ürür kervan yürür.Adam baştan başa bir Ankara yarattı.Bu ödülleri Avrupa hiç kolay verirmi?Sosyal alanda yaptığı iyileştirmelerdende aldı ödülü.En büyük kongre merkezi ve stadyum Ankarada…Alt geçitler, üst geçitlerle hele hızlı trenlerle pek çok imkansızı başardı Gökçek.Hakkını teslim etmek lazım.Adam gece gündüz çalıştı.Benim oyum ölene kadar Gökçeğin .iŞ YAPANI DETEKLEYECEKSİN ABİLaf söyletmeyeceksin.Sonra bu adam bunları kolay yapmadı ki..Öyle bir meclis muhalafeti brokrasi engeli varki adam bunlara rağmen bu işleri başarması mucizegibi bir şey..Bir şeye şahidim.Tanık oldum.ODTÜ bir sempozyumda şehir planlamacılığıyla ilgili bir projeyi tanıtıyor.Gökçekte, garibim ODTÜ kendisine taktığı için ve iş yaptırmadığını bildiği için projeyi olduğu gibi kabul ediyor ve ODTÜ onay istiyor.ODTÜ ne dese beğenirsiniz, kendi projesine onay vermiyor ve olay şu anda yargıda…Yargı ne yapıyor ODTÜ bilikişi istiyor.Bilirkişiler ne diyorlarbiliyormusunuz arkadaşlar, bu projeyi şehir planlama yapmıştır kabul edilemez.Yani kendi projelerini Mimarlık fakültesinin görüşlerini bahane ederek kabul etmiyorlarki BU ÜLKENİN ÖNÜ TIKANSIN VE İŞ YAPILMASIN.BUNU ODTÜ gibi bir güzüde bilim kuruluşu yapıyor.Osruklu göte arpa ekmeği bahane cinsinden kurumiçi görüşlerle bahaneler uyduruluyor.

E-….Bu zavallı insan kılığına girmiş insancıklara da onları yaratanın not verdiğini bilmiyorlar.Bu sohbetleri bunun için yapmıyormuyuz biz?İnsanın ne derece ahlaksız ve zavallı bilgisizler olduğunu anlatmak için, kendisiyle yüzleştirmek için yapılıyor bu sohbetler.BEN BU GÜZÜDE KURUMUN EĞİTİMCİLERİNİN YERİNE UTANÇ DUYUYORUM.BU SEMPOZYUMDA PROJEYİ SUNAN BİLİM ADAMLARININ İŞ VE MESLEKİ AHLAKLARINI SINAMAK İÇİN TANRI NASIL BİR OYUN OYNUYOR.Bu insancıklara kendi elleri ile kendi kimlikleri tanıtılıyor.KENDİLERİNİN KİM VE NE OLDUKLARINI ORTAYA KOYUYOR BU BİLİM ADAMLARI…Ne yazıkki evlatlarımız böyle insanların elinde eğitim görüyorlar.Bunların çoğuda görünüşte Atatürkçüdür. Bu kişiler hazırladıkları vede sundukları bir projeye şahsi hırs ve kinlerinden dolayı sahip çıkmıyor ve belediye iş yapmasın, işler aksasın diyede yargıyı kullanıyorlar.Hakim olsam ÖYLE BİR GEREKÇELİ KARAR YAZARDIMKİ bunların mesleki kariyerleri,bilim adamlıkları vede kişisel ahlakları tekrar sorgulanırdı.Böylesine başarılı bir belediye başkanına çektirdiklerinin hesabı bu adamlara sorulmazsa, bu admlar bu ülkede iş yaptırmazlar.Ülkenin önünü tıkarlar.ZATEN BU DEĞERLİ KURUMLAR İLİM VE İRFAN YUVALARINDA GERÇEKTEN İLİM YAPMIŞ OLSALARDI, SİYASETE BULAŞMADAN ÇIKAR İLİŞKİLERİNDE ROL ALMASALARDI BU ÜLKE ÇOKTAN BİR AVRUPA ÜLKESİ OLMUŞ, ATAMIZIN DEDİĞİ GİBİ MUHASIR MEDENİYETLER SEVİYESİNE GELİRDİK.Ülkenin eğitmenleri nin, öğretici vede eğitici kadrolarının çok ahlaklı olmaları gerekir.Şimdi bu olayla bu insanların ahlak anlayışlarıda, iş anlayışlarıda kabak gibi ortada.Yargı bu çirkinliği gerekçeli kararında açık açık belirtmeliHAKİM. HAK(Alllah) İM(Sözcü) hakim Allahın sözcüleri olarak karar verir, hüküm verir.Bu dosya çok açık.İş yapan bir belediye başkanı.Dört dönem halkın oyu ile seçilmiş, gözle görülür iyileştirmeler yapmış, avrupadan dört ödül almış ve ODTÜ ye takılmış.Her sefer, her düzenlemeye karşı çıkan Çölaşan zihniyetli bir ağitim kurumu başkana iş yaptırmamak için her yolu deniyor.Ben hakim olsam bir gün bile beklemem, beklememelide…Allah bu örnekler ile İNSANI İNSANLA SINIYOR, GELECEĞİ HAZIRLIYOR.SINANDIĞINI, DENENDİĞİNİ, ÖĞRENMEYE MEMUR OLDUĞUNU UNUTMUŞ İNSANOĞLU HABİRE YALANLA VE DOLANLA DALAVERE PEŞİNDE…HERKESİ KANDIRDIĞINI SANIYOR.APTAL VE AHLAKSIZLARI KANDIRSADA ,YÜREKSİZ İNSANLAR ÜZERİNDEDE GÜÇ OLUŞTURMA DERDİNDE…İNSAN GİBİ OLMAYI, SÖZÜNÜN ERİ OLMAYI, AHLAK, FAZİLET, ONUR GİBİ DEĞERLERİN ANLAMINI HAYATINA SOKMADAN DEBELENİYOR, DEVE KUŞU GİBİ KAFASINI KUMA GÖMMÜŞ VE KIÇININ AÇIKLIĞININ FARKINDA DEĞİL…

G-Ankaranın derdi, sizimi gerdi ya…bırakın bu işleri, sıkıldım valla…Banane Ankaranın yolundan,karından buzundan…

F-Ben Ankaralıyımya boşverirsin tabi..Oğlum biz burada ne sohbeti yapıyoruz?Birimizin derdi hepimizin derdi değilmi?Evrensel yasalara göre domino etkisi ile hepimiz bir şekilde herşeyden etkilenmiyormuyuz?Mademki bu dünya bir okul, dünyamız bir ilk okul ve buradan mezun olmak durumundayız HER DOĞRUYU SAVUNMAK, HER YANLIŞINDA KARŞISINDA OLAMAK GİBİ BİR SORUMLULUĞUMUZ VAR.İnsan olan herkesin MUTLAK DOĞRUDA BULUŞMASI ESAS DEĞİLMİ?

E-İlahi fatih daha dün geldin, ne cevaplar veriyorsun.Adın Fatih nede olsa..Kim koydu sana bu ismi?Frekansı çok yüksek, çok güzel…Fatih Sultan Mehmete adı Fatih olduğu için İstanbulun fethi yazılmış.Allah bu padişaha nasip etmiş İstanbulu almayı.Ona zeka güç ve azim vermiş adına uygunda bir fetih nasip etmiş.Bende İstanbulun fetih yıldönümünde dünyaya geldiğim için adımı Fetihe koymuş babacığım.Kızımda dünyayı fethetsin demiş ve ben babamın bu sözünü BARIŞIN ANLAM VE EHEMMİYETİNİ İLAHİ YASALAR ÇERÇEVESİNDEKİ ÖNEMİNİ VURGULAYARAK HAYATA GEÇİRİLMESİNİ SAĞLAMAK İÇİN YAZIYORUM.Allah babacığımın dualarını duymuş ve bana ilham ederek yazma gücü veriyor .

F-Benim dedemde çocuklara mutlaka iki isim verilmesi gerektiğini, çocuğun yıldızına uygun isimler verildiğinde çocuğun hem sağlıklı, hemde başarılı olacağını söylerdi.Sarı hocanın çocukların isimlerini değiştirerek kalıcı hastalıklarını tedavi ettiğinide anlatırdı.Yıldızı düşük bir çocuğa yıldızı yüksek isimler verilmemeliymiş.Öyle derdi dedeciğim.Bana bu ismi dedem koymuş.Ön adımda salih.Mutlaka bir peygamber adını ön ad olarak koymuş torunlarına…

E-Çok güzel deden bilge bir adammış.Bazı isimler rüya ile konulur.Dikkat etmek gerekir.Anlamı güzel isim ve soy adların mana frekansları daima kişiyi etkiler.
G-Abdullah Öcalanın soy adı değiştirilse Öç almayı bırakırmıydı acaba… soyadı kötü.Etkilemiş demekki.Bu soyadı dedeleri isteyerek aldığına göre çocuklarda kinle büyümüş olabilirler…
E-Çocuklarımıza güzel ismler koyalım.Mana ve anlamları güzel olsun.İsmleri yaşamımızda gücü muhakkak.Dilemek ve istemek muhakkak.
G-Uyduruk isimler yüzünden pek çok zihinsel rahatsızlığı olan çocuklar olabilirmi?Otizm, indigo çocuk, hiperaktivite ve öğrenme bozukluğu taşıyan çocukların sayısında çok artış var.Bu konuda fikirleriniziöğrenebilirmiyim.      

                                                                     OTİZM                                                                                                                                                  E-Arkadaşlar bundan sonra konu başlıkları ile sohbetleredevam.OTİZM BEBEKLİK ÇAĞINDA BAŞLAYANSOSYAL BİR İLETİŞİM BOZUKLUĞU HASTALIĞIDIR.Çocuk doğduğu andan itibaren, ihtiyaçlarına cevap verilmediği taktirde beyinsel olarak içine kapanır.Yakın zamana kadar “buzdolabı anne” modeli annelerin çocukarının otizme yakalandığı savunuluyorduki TAMAMEN DOĞRUDUR.Şimdilerde ise otistik evladı olan annelerin, dr lar üzerinde oluşturdukları baskılar neticesindede genetik olduğunun ıspatına çalışılmaktadır.BU ASILSIZDIR VE OTİZM GENETİK BİR RAHATSIZLIK ASLA DEĞİLDİR.Bunu savunan varsa en ağır vakayı getirsinler bana ama iki yaşını geçmesin yüzde yüz iyileştiririm.Hemde 3 günde..Üç yaşından sonra iyileşme daha yavaş olabiliyor ve çok azda olsa hasar kalabiliyor.Bebeğinizde göz temassızlığı varsa, GÜLMÜYORSA , mutsuzsa ve bir yaşında tek heceli şeyleri hala konuşamıyorsa derhal tedaviye başlayın.Ama bilinki bu hastalığında doktoru yine sizsiniz.Çok kötü, en kötü bir hastalıktır otizm.SADECE TEK BİR SUÇLUSU VARDIR.ODA BU YAVRUYA BAKAN ONUNLA İLGİLENEN KİŞİDİR.OTİZMİN EN ÖNEMLİ BELİRTİSİDE BEBEĞİN GÖZTEMASINDAN KAÇINMASIDIR.Bu otizmin en önemli temel ve açık göstergesidir.Şimdi bu korkunç hastalığa neden olan hususları maddeler halinde sıralayacağım.Bunu dr lar bilmez.Çünki hiçbiri bir otstikle günler ve aylar geçirmemiştir.Bu yavruları hayata küstüren, bakmaz, işitmez ve görmez hale getiren yine kendi anneleri, babaları ve ailesidir.Ailede bu yanlışları maalesef bilgi sahibi olamadığı için yapıyor, bilmediği için yapıyor.O HALDE HER KONUDA BİLGİ SAHİBİ OLMAK YİNE BOYNUMUZUN BORCU.Ben bu konuda dernek yetkilileri ile konuştum.Yaşları 25 ,30 yaşına gelmiş otistik evlatları olan anneler benim üzerime yürüdüler.Bu acı gerçeği kabul etmek istemediler.Ama maalesef bu hastalıkta durum bundan ibarettir.Anne evlat ilişkisi doğumda başlar.Bu mükemmel uyum bana göre normal doğumlarla çok daha mükemmel kuruluyor.Sezeryan ameliyatları çoğaldıktan sonra bu uyum bozulduğu için, Otizm hastalığında patlama yaşanıyor.Artışlar ürkütücü…Her yüz çocuktan biriveya ikisi otizm ne yazıkki…                                                                                                                                                 1-Her çocuk genetik programına uygun bir beslenme ister.Çocuğun yapısına uygun beslenme olmadığı zaman, zorlama ve ısrarla yedirilen şeyler çocuğun beyinsel işlevini bozar ve içine kapanır.Bu yüzden gülmeyi unutur.Otistik çocuğu olan bir anneyi gözleme almıştım.İlk çocuğu zayıf olduğu için ikinci çocuğunu daha kırk günlükken et suları ile beslemeye kalkan ve bunda ısrar eden anne çocuğu iki yaşına geldiğinde durumu anca fark etmişti.Neden olduğunu bilmiyordu.Çocuk çok kilolu ve obezdi.Daha kırk günlükken et sularına başlayan bilinçsiz anne çocuğuyla insiyaki (duygusal, sezgisel, Rabsal) bağlantıyı kuramamış,çocun hayata küsmesine neden olmuştu.Kayınvalidesi ilk çocuğu zayıf vede çelimsiz olduğu için dırdır yapıyordu.İkincisinede kaşık kaşık et sulu çorbaları içiriyorduki, yavrusu gürbüz olsun.Bu çocuk şimdi 16 yaşınada ve hala konuşamıyor, kendisini ifade edemiyor.Bilinçsizce dolaşıyor ve hiç öğrenemiyor.Anoroksia hastaları(zayıflık) asla anne olmasınlar.BUNLARIN ANNE OLMALARI YASAKLANMALI.Kendi bedenine zulm eden bir anneden nasıl bir annelik beklenirki…Boyu ile kilosu arasında 35 kg fark olan ve hala kendisini şişman zanneden bir kadının çocuğu doğunca onu nasıl aç bıraktığına şahit oldum.Bu yavru üç yaşında 11 kg geliyordu.Anne bol bol su içerek zayıflama derdindeyken, dr lar su içsende süt olur diyerek annenin ve bebeğine sonunu hazırlıyorlardı.Çocukta 6 ay sonra herşey bitmişti.Asla gülmüyor ve insana bakmıyordu.Anne çocuğu aç bırakıyor ve kimseyede elini sürdürmüyor ve yedirmiyordu.ODTÜ den mezun anne çalışıyordu.Kendi annesine yemek vermemesi konusundada tembihliyordu.Çok varlıklı olan ve her ay İstanbulun en gözde hastahanelerinde 15 te bir kontrole giden bu yavruya iki yıl boyuca hiçbir dr otizm teşhisini koymamış ve tedaviye alıp aileyi yönlendirmemişti.Anne buna kesinlikle izn vermiyordu.Babayı ikna ederek başka bir dr çocuğu götürdüğümüzde dr gözleri faltaşı gibi açılmış, ve bu çocuk neden kilo almıyor diye çok tehlikeli bulduğunu söyleyip babayı uyarmıştı.Nihayet çocuk 18 aylık olduğunda, zorla yürüyen ve daha yeni diş çıkaran yavruyu babası aynı günde üç prf götürmüş ve üç prof danda maalesef çocuğunuz otistik ve tedaviside yok cevabını almıştı.Çocuk bomba bile patlasa kirpiğini oynatmaz haldeyken bu yavrumu tam üç günde BAKAN, GÖREN VEDE GÜLEN HALE RABBİMİN İZNİ İLE GETİRMİŞTİM.                                                                                        2-Daha bebeklik çağında bir çocuğa, istemediği şeyleri zorla yapar ve ihtiyacı olan şeyleride sevgiyle vermezseniz çocuk otizme giriyor.Evler artık kaloriferli.Anneler sıcak ortamda kendileri atlet şort gezerken bu çocuklara kat kat tulum giydiriyor.Çocuk terliyor, su kaybediyor derdini anlatamıyor.HELE ŞİMDİ PEK ÇOK ANASAĞLIK VE DR LAR ALTI AYA KADAR ANNE SÜTÜ EMENE SU VERMEYİN DİYORLARKİ BU SON DERECE YANLIŞTIR.Terleyen, sukaybeden çocuğa su nasıl verilmez?ÇOCUĞUNUZ NEYİ İSTİYORSA YAPIN.Su istiyorsa verin.İçmiyorsada vermeyin.Terleyince susuz bırakmayın ve fazla terletmeyin.Barınacağı yer ılık olsun.Normal besleyin. ÇOCUKLARINIZA BEBEKLERİNİZE MECBUR KALMADIKÇA İLAÇTA VERMEYİN.İlaca tepki duyan nice bebeğin otistik olduğuna tanık oldum.                               3-Bebeğiniz çok ama çok kusuyor ve şiddetli kusuyorsa ve bu devamlı ise, kilo kaybediyorsa çocuğunuzda süt allerjisi var demektir.Özel bir beslenme gerekir.Ama drlar bunu bilemedikleri için bu yavrulara reflü ilacını dayıyorlar.BEBEKLERDE REFLÜ OLMAZ.ÇOCUKLARDA REFLÜ OLMAZ.Bu ilaçlarla yavrunuzu hayata küstürürsünüz.Çocuğunuz kusuyorsa bırakın süt ve mamüllerini mısır nışastası ile besleyin.Çocuklarınızı normal ve yeterince çeşitli beslenmeden, su içmesinden asla mahrum etmeyin.Bütün hastalıkların temelinde bozuk bir beslenme şekli yatar.Bütün hastalıklarda doğru bir beslenme ve yaşam şekli ilede genetik bir bozukluk yoksa şifa bulur.Lüzumsuz verilen ilaçlar yüzünden hafif şiddette otisitk vakalarda çok yaygın ve bu tamamen doktorlarımızın kusurudur.ÇOCUKLARA İLAÇ VERİLMESİNE VE HAZIR GIDALAR İLE BESLENİLMESİNE KARŞIYIM VE DOĞRUDA DEĞİLDİR.Ben kendi torunlarıma dördüncü aydan itibaren sütlü mamalar yaptım buğday nışastası ile ve ılıyıncada için ebirkaç damlada limon damlatırdım.Muhallebiye çok az hakiki tereyağı damlatır, sebze çorbalarınıda et sulu pişirirdim.Tabii bu beslenme dört aydan sonra.Dört aydan sonra bizim yediğimiz herşeyden taze olmak koşulu ile tatırmaya başlardım.Blendır ve mıkser gibi aletleri çok fazla tutmakta besin değer kaybına sebep oluyor.Köylü kadınlarımızın evlerinde mikser yok ve bizler sütle, balla büyüdük unutulmasın.Süt ve bal çocukların bağışıklık sistemlerini güçlendiriyor ve çocuk ateşli hastalığı ilaçsız atlatıyor.Şimdi süt yasak, bal yasak, pekmez yasak diyorlar…Anneler  inanıyor, çocuklarımıza çok yazık oluyor.Bağışıklığı gelişemeyen çocuklar bebeklik çağlarında ilaca bağımlı oluyor ve lösemi  ve kanser gibi hastalıklarada kolayca yakalanıyorlar.Akıllılarda sorguluyor neden diye…Anneler pirinç unlu  sütten mama yaparlarsa , mama şirketleri iflas eder değilmi?Bu bir sektör.Ama asıl acısı bu sektöre alet olan ve hipokrat yemini yapmış olan drlarımız.Binde bir süt allerjisi olacak diye bu yavruları sütten ve baldan mahrum etmek en büyük günahtır.En büyük vebaldir.Hiç köylerden otistik çocuk çıktığını duydunuzmu siz?Ben hiç duymadım.Yanakları kan kırmızısı yavrularımız köylerde yaşıyorlar.Bol bol süt içiyorlardı ama ana sağlıklar şimdi oradaki analarada yasak getiriyor.YABANCI GÜÇLER TOPLA TÜFEKLE YIKAMADIKLARI ÜLKEMİZİ EMİN OLUNUZKİ BU YAVRULARIMIZI ZEHİRLEYEREK, HASTALIKLI BİR NESİL OLUŞTURARAK YIKMAYA ÇALIŞIYORLAR.SAĞLIK BAKANLIĞIMIZIN ACİL BİR GENELGE İLE ANASAĞLIKLARDA KONULAN SU, SÜT VE BAL YASAĞINI KALDIRMALARI GEREKİR.Süt ve balda uygun miktarda ve ayına yaşına göre verilmeli.Altı aylık bir çocuğa çorba kaşığı ile bal verilmez…Bir tatlı kaşığı kafidir.                                                                                                                                                   4-Çocuklar kişisel ihtiyaçlarına uygun, yeterli bir beslenme ve barınma ile ailesinden gördüğü sevgi ile gelişir.Yavrularımıza bu ortam sağlandığındada bu hastalık hiç görülmez.Ailelerin bilerek veya bilmeden yaptıkları hatalara dikkat etmeleri derekir.Doğar doğmaz yapılan pek çok aşınında beyinsel rahatsızlıkları artırdığı kanaatindeyim. Hepatitten kaçalım derken sayısız çocuğumuzun bağışıklık sistemi bozuluyor.Çocuk doğar doğmaz yapılan aşılar da gelecek yıllarda sorgulanacak ve vaz geçilecek.Allah akıl vermiş.Doğar doğmaz yapılan hepatit b aşısı sonucu çocukta sarılık daha ağır seyrediyor ve bu yüzden günde pek çok kere kan alınıyor ve daha birkaç günlükken kansızlığa mahkum edilen ve hastahane koşullarında emmeden kesilen bebeklere çok büyük zararlar veriliyor.Hepatit aşısı çocuk birkaç aylık olunca yapılmalı ve bağışıklık sisteminin harekete geçmesine olanak tanınmalı.Zamanı gelince yapılan felç ve karma aşılar yeterli olmalı.Aşı yolu ile bebeklerin aldığı civa sayesinde bu yavruların  bazılarında fiziksel ve beyinsel zaafiyetleri oluyor.Özelliklede lüzumsuz ve sorumsuzca verilen vitaminler, D vitaminleri ve daha nice katkı maddeli mamalar, ileriki yaşlarda hiperaktiviteninde nedenidir.Tekrar söylüyorum.Çocuklarımızı tıpkı ninelerimizin yaptığı gibi doğal ve sade besinlerle besleyelim.Gereksiz aşılardan ve vitaminlerden uzak tutalım.BAZI   DR LARIMIZ ÇOCUKLARA TUZU DA YASAKLIYOR.TROİD TEMBELLİĞİNE NEDEN OLAN BU DURUM YAVRULARIMIZIN ZİHİNSEL YAPILARINI TAMAMEN BOZUYOR.Terleyen , su kaybeden bir çocuğa tuzu ve tuzlu besinleri yasaklamak hainliktir.Bu dr ların dr luk belgeleri derhal iptal edilmelidir.TUZSUZ BİR BESLENMENİNDE HAFİF DÜZEY OTİZM YAPTIĞINa ve beyinsel işlevlerinin bozulduğuna çok tanık oldum.Yemekleri çocuklarımıza az tuzlu olarak ve verelim ve su içirmeyide asla ihmal etmeyelim.                                                                                                     5-Siz çocuğunuzun dilinden nekadar az anlar ve onunla nekadar az beyinsel iletişim kurarsanız OTİZM HASTALIĞIDA SİZİN HATALARINIZA GÖRE HAFİF VE AĞIR SEYREDECEKTİR.OTİZMLİ ÇOCUKLAR, KENDİLERİNE BAKAN İNSANLARA DERTLERİNİ ANLATAMADIKLARI İÇİN İÇLERİNE KAPANIR, DÜNYAYA KÜSER VE YAŞADIKLARININ FARKINA VARMAZ OLURLAR.ÇOCUĞUNUZU GÜLDÜRÜN.ONU ANLAYIN.iHTİYAÇLARINI CEVAPLAYIN.ÇOCUĞUNUZ GÜLMÜYORSA BİLİNKİ SUÇLU SİZSİNİZ SUÇU BAŞKA YERDE SAKIN OLA ARAMAYIN.                                     G-Aman, aman…Bu ne bilgi böyle.Bunu dr larımız duymasınlar valla, mahvederler sizi.Dava açar süründürürler..

E-Tasalanma sen.Hiçbirşey olmaz.Neden bana nasip oldu 19 un ne olduğunu anlatmak?.Dr olsaydım herhalde bu düzenin dümen suyuna girip doğruya eğri demeye devam ederdim.Dr larımızın içindede aklı ve ahlakı plan pek çok insan var.Ama çoğuda bozuk düzenden nemalanıyorlar.Bu yavrulara zamanında gerekeni yapmıyorlar.İlç ve tıp sektörü pastadan en fazla pay alanlardan..Ben alternatif tıbbı destekleyen leri doğru buluyor ve dinliyorum.Sonra dava açsalarda korkmamki…Tak tak ıspatlarım.Getirsinler bana 2 yaşında gerçek bir otistik yavruyu.Üç günde nasıl iyileşiyor görsünler.Hemde en ağır vakayı getirsinler önüme…İleri yaşlardakine bile çok faydam dokunuyor.Yaşı 7 yi geçkin otistik ailelere el ve ayak tabanlarının akapuntur noktalarına masaj yapsınlar.Bu masajları deniz taşı, deniz kumu ile yaparlarsa daha iyi netice alırlar.Nane yağı koklatsınlar.Nane çayı içirsinler faydasını görürler.Zerdeçalıda tüm yemeklerine koysunlar.Ama en önemlisi sevgi enerjilerini versinler.3 yaşından sonra beyin işlevleri tamamlandığı için iyileşme daha az oluyor.Çocuk mutsuzsa ve gülmüyorsa otizm başlamış demaktir.Nekadar acele edilirse okadar tam iyileşme olur.Çocukların bizden neyi beklediği çok önemlidi…Anneler, babalar evlatlarının dilinden anlasınlar.Hiçbirşeyi zorla vermesinler.İstediği şeylerdende bolca versinler.Çocuk dilediğini yesin(doğal ve tabiii, katkı maddesiz…), içsin…

F-Arkadaşımın ikiz kızından biri otistkti.Bu nasıl oluyor peki.Aynı anne, aynı baba ve iki çocuk.Sadece biri otistik.Bu iddialarınızı çürütmezmi?

E-Çok haklısın ikizlerde görülme sıklığı yüksek, nedenide şu.İkizlerden biri genelde daha düşük kiloda doğuyor.Düşük kilolu olana aile daha çok ihtimam gösteriyor.Daha çok bakıyor, ilgileniyor.Diğeride ihmal ediliyor.Biribirilerine benzedikleri içinde beslenmede be barınmada çok hatalar yapılıyor ve bunu aile büyükleri yapıyor genelde.Ağlayınca neden ağladığına ve sebebine bakılmadan yalancı memelerle avutuluyor.Kilosu fazla olan ikiz, ihmal edildiği için otizme daha fazala yakalanıyor ve aile bunu fark edemiyor.Sebebi mutlaka yanlış ve eksik bakım.Hatalı bakım.Çocuklar müthiş bir algı kapasitesi ile doğuyor ve herşeyi tıpkı hayvanlar gibi insiyaki şuurları ile seziyor ve hissediyorlar.Onların hissetme kabiliyetleri bizim çok ama çook ötemizde.İkizleri karıştırmamak için mutlaka farklı renklerde giydirmeli.Kime su verildiği, kimin mama yediği, kimin nezaman uyuduğu karıştırılmasın diye..Bütün mesele normal doğum yapmakta.Normal doğum yapan anneler evlatları ile insiyaki şuuru kullanarak çok güzel anlaşıyorlar.Otizm, çocuğa yapılan ihmaller sonucu ve isteklerinin yapılmaması sonucu gelişen, istemediği şeylerinde ısrarla yapılması sonucu oluşan çok kötü bir hastalık.Unutulmamalıki her hastalığın bir nedeni var.Neden sonuç ilişkisi iyi değerlendirilmeli.Kişiye özel doğru bir beslenme ile GENETİK HASTALIKLAR HARİÇ bütün hastalıklar tedavi edilir.Genetik hastalıklarda bu bilgi ve alternatif tıp ile en iyi hale gelir.Gayret ve çaba evrensel yasalara göre mutlaka iyi neticelenir ve cevap bulur.Ben büyük oğlumu üç günlüğüne 7 aylıkken anneannesine bırakmıştım ve evde beş kişi vardı.Temmuz ayıydı ve İzmir çok sıcaktı.Yüreğimin yandığını hissettim.İlk defa eşimle üç günlüğüne deniz tatiline gitmiştik.Eşime dönelim, yüreğim yanıyor dedim.Daha geleli bir gün olmuştu ve ben onu dinlemeden otobüse atlayıp annemin evine geldim.Çocuk boş gözlerle bakıyordu.Derhal mutfaktan bir bardak su getirdim ve 7 aylık oğlum bu suyu kana kana içti ve gülmeye başladı.Çocuğa 35 derece sıcakta su vermeyi unutmuşlardı ve gelmeseydim, yavrum ölebilirdi susuzluktan.O günden sonra konuşuncaya kadar her iki oğlumuda kimseye emanet etmeden büyüttüm.Eğer ikigün gelmeseydim ve bu çocuk yeterli su içmeseydi otizme girerdi.Bu kadar açık.Ama annelik duygusu bu işte.Yavrun seni çağırıyor ve sen koşuyorsun.Telefon yok, mektup yok ama haberleşiyorsun yavrunla.Onun bilinci sana geliyor ve kucaklaşıyorsunuz.Ben normal doğum yaptım iki çocuğumuda.Çok acı çektim ama şimdi nedenini anlıyorum.Bu iletişim normal doğumda kuruluyor ve daima da devam ediyor.Torunlarımı doğurmadığım halde onlarlada bu iletişimi kurabiliyorum.Onlar hasta olmadan ben hasta olacaklarını biliyorum ve uyarıyorum.Böyle birşey işte annelik, babaannelik…

G-Komşumuzun otistik olan oğlunun neden öyle olduğunu hiç analayamazdım.Bakmaz ve hiç gülmezdi.Kendi başına oynar ve devamlı el hareketlerini bıkmadan yapar veya tekerlek döndürürdü.Anneside çok iyi bir kadındı ve bizi çok severdi.Oğluna çok üzülürdü.Sizinle sohbetten sonra, anlattıklarınızı paylaştım.Merte nasıl bir yanlış yaptınız ve bu çocuğu küstürdünüz dedim ve ihtimalleri sıraladığımda kadıncağız ağlamaya başladı…Kendisi çalıştığı için çocuğu bakıcıya bıraktığını, bazende annesinin ilgilendiğini, evlerinin lojman olduğu için çok sıcak olduğunu ve bakıcınında annesinin ısrarı ile çocuğu kat kat giydirdiğini söyledi.Sadece yavrusunun ben çok terledim, beni biraz ferahlatın diyemediği için bukadar basit bir neden için otizme girip dünyaya küsmesinin ve bunun bedelini tam 25 yıldır çekmesinin nedenini şimdi anladığını ve suçlunun da kendileri olduğunu öğrendiği için oğluna bundan böylede çok daha şevkatli ve töleranslı olacağını ağlaya ağlaya anlattı.Ben kendimi nasıl affederim diyordu sürekli..
E-Anlatsaydın yasaları, hakedişlikleri…
G-Okadar anlatamazdımAnlatsamda anlamazdı zaten.Ama hiç olmazsa kendi yanlışını kabul edecek kadar, KENDİYLE VE HATALARIYLA YÜZLEŞECEK kadar yükselmişti bilinci.Önce söylemeyi düşündüm.Ama sonra vaz geçtim.Sizin kitabınızı verip sonra anlatmak istedim.İnternet sitenizin adresini verdim.Bu sizin kaderinizmiş, neyaparsınız, bunada şükür canı sağya deyip avuttum. Sizi mutlaka tanımak istiyor.Birşeyler yapılamazmı diyor?

E-Tanışırız inşallah.Yanlışın nekadar erken farkına varırsanız TÜM HASTALIKLARDA İYİLEŞMEDE O KADAR HIZLI OLUR.Tedavide geç kalınmamalı.Beyin dört yaş sonrası tümü ile kapatıyor kendini ve algı duruyor.Sizi anlasada cevap veremiyor ve hayalle gerçek arası bir yaşama dalıyor.Anlık yaşam dakikaları ile boş gözler ve boş bir beyinle geçen bir hayat.Tabii bu ağır vakalarda.Bu annede sezeryanla dünyaya getirmiştir bebeğini büyük olasılıkla, sordunuzmu?

G-Evet, kordon dolanmış ve sezeryana mecbur kalınmış.Öyle anlattı…
E-Bu kocaman bir yalan.Dr larımızın tamamen zamandan kazanmak ve daha fazla para almak için yaptıkları büyük yanlış.Sezeryan ameliyatları artık tüm dünyada başvurulacak en son çare olarak görülüyor ve tüm dünya bu yanlıştan dönerek doğal doğumu savunuyor.Hem annelere, hem yavrularımıza müjdeler olsun.
F-Şİmdi gereksiz yere ailelere yalan söyleyerek sezeryan ameliyatlarına başvuran dr ların karmalarını düşündüm.Hiçbiri, ailelere kendi ve hastahanesinin çıkarı için yalan söylerken, normal doğum yerine anneyi uyuşturarak, bebeği anneninkarnından kesipte alırken ANNE VE EVLAT ARASINDA GELİŞEN O İNSİYAKİ ŞUURUDA KOPARDIĞINI BİLEMEZDİ..Anne ve çocuğa bu fenalığı yaptığından hiçbir dr muzun haberi yok ne yazıkki…                                                                                                                                              E-Evrensel yasalara göre çıkar için, menfaat temini için yalan söylemek ağır bir bedel gerektirir.Gerçekten gerekmiyorken ameliyat yapmak ve hastaya yalan söylemek affedilmiyor.Bu dünya bir oyun sahnesi olduğuna göre ve HİÇKİMSE EVRENSEL YASALARDAN, İLAHİ ADALETİN TECELLİSİNDEN KAÇAMAYACAĞINA GÖRE İNSANOĞLUNU ÇEVİRİP ÇEVİRİP YARATAN, YARATICIMIZ HER YANLIŞIN BEDELİNİDE MUTLAKA HEM BU DÜNYADA, HEMDE SONRAKİ HAYATLARIMIZDA ÖDETİYOR.Yakın bir akrabam kadın doğum dr du.Vefat edeli çok oluyor.Bir keresinde beş aylık bir bebeği bile kürtaj yolu ile aldığını duymuştum.Onun yanında bir ara hemşirelikte yapmıştım.Çok iy bir dr olmasına karşılık parayıda sevdiği için yanlışlar yapıyordu.Yetmişli yaşlarına geldiğinde ağır bir gribe tutuldu.Şeker hastası olduğu için oturduğu yerlerde yaralar açıldı.Yaralarını hiçbir dr tedavi edemedi.Çok ama çok acı çekiyordu.Odadaki ağır kokudan kimse yanına bile giremiyordu.Hastahaneye yatıyordu ama heman çıkarıyorlardı.Birgün yaralarına bakmak istediğimde kuyruk sokumunun eriyerek, yumruğumun gireceği şekilde rahim ağzına kadar anüsü ile beraberyara şeklinde açıldığını gördüm.Çok ama çok zayıflamıştı.Ölümü istiyordu ama sayılı nefes olduğundan vede zamanındada çok kilolu olduğundan dayanabiliyor ve acı çekiyordu.Aylarca çeke, çeke öldü sonunda…Ben hep düşündüm…Hayatı boyunca kadınların kıçı ile uğraşan Türkiyenin yetiştirdiği en değerli dr larımızdan olan teyzem evinde sessiz sedasız can verdi.Kıçında açılan yaralardan can verdi…Hep düşündüm durdum.Sayısız kadınıda evlat sahibi yapmıştı.Geliştirdiği yöntemlerle isteyene kız, isteyenede erkek bebek yapıyordu.Bundan 30 sene önce tüp bebeği muayenehanesinde başarı ile uyguluyordu.Müthiş bilgi sahibi olan teyzeciğimin neden böylesine bir acı sonu hak ettiğini illa anlamaya çalışıyordum.Çok gençlik yıllarında para kazanmak için yapmıştı yüzlerce kürtajı.Belki yaptıkları için Rabbimden af dileseydi sonu böyle olurmuydu bilemem..Ama bir suç işlediğini, ve beş aylık bebeğide kürtajla aldığını çok yıllar sonra öğrenmiştim.

F-Kürtaj suçmudur?Annede ceza görürmü?                                                                                E-Tabiiki suç ve bende bu suçluların en büyüğüyüm ve hala da bedel ödüyor ve milyonlarca kere tövbe ediyorum.Yaptırdığım kürtajlarla karmamı öyle ağırlaştırdımki şimdi doğurmadığım çocuklarımın başka ellerde nasıl bedenlendiklerini görüyor, onları biliyor ve çaresiz kalıyorum.Bunu yaşamasaydım, bu bilgilerinde bukadar doğru ve gerçek olduklarınıda asla bilemezdim.BEN HERŞEYİ YAŞAYARAK DENEYİMLEME PROGRAMININ EN SOMUT ÖRNEKLERİNİ YAŞADIĞIM İÇİN, EN ACI VE ÇARPICI ÖRNEKLERİNİ YAŞADIĞIM İÇİN SİZE BÜTÜN BUNLARI BİLEREK ANLATIYORUM.BİLEREK SÖYLÜYORUM.Herkes doğurmaktan kaçtığı ve karnındayken öldürdüğü çocuklarından sorumludur.Bir cana kıymanın bedeli ağırdır.Suçtur.Bugün dünyada milyonlarca kadın anne olamıyor.Rahimleri çocuk tutmuyor.Allahın anne olmaya layık kıldığıda gidip o canın hayatına,daha karnındayken son veriyor.

F-Peki çocuk gayrimeşruysa…Nikahsız bir beraberlikten doğduysa, yinemi kürtaj olmayacak?
E-Dediğim gibi çocuk rahimde tutunduktan sonra o cana kıymak doğru değil.Anne imanlı ve inançlıysa tıpkı Meryem anamız gibi o yavruya babalık yapacak kişi mutlaka gelecektir.Doğru bir yürekle istemek, o yavruya istekle annelik yapıp karnında sevgiyle taşımak o yavruyu Allahın bir nuru olarak görmek yardımlarıda beraberinde getirir.Bizler dosdoğru insanlar olursak göksel yardımlar mutlaka gelir.

F-Sizin bir kızınız olsaydı ve evlilik dışı hamile kalsaydı ne derdiniz?Çok zor birşey bu durumu kabullenmek bir anne baba için..
E-35 sene önceki Esmaya sorsaydınız cevap olumsuz olurdu.Ama şimdi ben makro düşünüyorum.Hatalarıda, sevaplarıda kucaklıyorum. Hatalarda sevaplarda insanlar için ve hatalarımızla büyüyoruz, olgunlaşıyoruz.Çocuklarımızın hata yapmasına izin vermeliyiz ve onları hataları ilede sevmeliyiz.Evlatlarının hata yapmasını kabullenmeyen anne babalar onları akıl hastahanelerine, psikoloklara muhtaç hale getirirler.Bizler büyükleri olarak yanlışlarını hatırlatırız, örnek oluruz,gerekli uyarıları da yapmalıyız.Ama baskı ve zorlama asla olmamalı.Onlarda kendi karmalarını, kendi hata ve sevaplarını yaşayacaklar ve öğrenecek ler.Sınıfları böyle geçecekler.Hele kızım bu bebeği yaşadığı bir aşk sonucu meydana getirmişsede mutlu olurdum.Doğan her bebek bulunduğu mekana bir nur, bir bereket ve şans getirir.Ben çocukları inanılmaz seviyorum ve biz yaştakiler o yavruların enerjileri ile şarj ediliyoruz.Biz eşşek kadar insanlar ne hatalar yapıyoruz.Hayat devam ettikçe hatalarımızda hep devam edecek.Tövbe nasıl yapacağız, nasıl yakaraca ğız?Önce kendimizi bağışlamayı öğreneceğizki, sonra evlatlarımızı ve herkeside bağışlayalım…

G-Sürekli bağışlamakta zararlı değil mi?Sürekli bağışlarsak karşımızdaki hatadan vazgeçmez, tekrar eder.Sürekli bağışlamak kişiyi ahlaksız yapar derdi babacığım.Biz hatadan çok korkardık.                                                                                                                   E-Kişi hatasından vazgeçmediği ve uyanamadığı sürece bedel ödemeye devam ediyoruz zaten.Öğrenmesi  için hatası ile yüzleşmesini sağlayan benzer olaylar yaşıyor.Zararı yine kendisi ödüyor.Bana bir zarar  verirse, kişiliğime, maddiyatıma bir zarar verirse tabiiki o kişiden evladım bile olsa uzaklaşırım.Kimse ne başkasına zarar versin, nede başkasının zararına katlansın.Kişi bedelini kendisi ödediği sürece ben onun hatalarına neden darılayımki?Bazılarına bir musibet hemen ders olur.Kimileride pek çok musibetler yaşar, ibretler yaşar ama gereken dersi almazlar.Ben kadınların çarptığı nice aptal erkekler bilirm.Sokaklarda beş parasız sürünüyorlar…Adamı ilk karısı çarpmış.İkinciside bütün evi ve eşyaları almış götürmüş.Üçüncüsüde aynı şekilde…Adam aptal.Kanıyor, kandırılıyor.İnsanlar üçe ayrılır çocuklar.1-EŞŞEKLER 2-EŞŞOĞLUEŞŞEKLER 3-HAKİKİ İNSANLAR.Eşşekler(Kendini kullandıran insanlar) Eşşoğlueşşekler (Eşşek gibi insanları kullanan insanlar)3-Hakiki insanlar (Ne kendisini, nede başkasını kullanan insanlar)İşte bu sohbetlerde HAKİKİ İNSAN OLMAK İÇİN YAPILIYOR.İnsan gibi insan.Onurlu, yürekli, sevecen ve merhametli…

G-Aklı unuttunuz Esma hanım.Biz akıllanmak için buradayız.Ben kendim insan kullanmasını sevmemde,kendimi kullandırmamda..Çok dikkatliyimdir bu hususta, hassasımdır.Zaten bu sohbetlere ilgim ve alakamda bu yüzden arttı.Evinizde ağarlıyorsunuz ve hiç gocunmuyorsunuz.Afedersiniz ama siz kendinizi eşşek yerine koymuş olmuyormusunuz?Kendinizi kullandırmıyormusunuz?Hep biz sizegeliyoruz neden?Siz niye gelmiyorsunuz bize…?

E-Senin eşşoğlueşşek olmadığını bildiğim için.Aldınmı cevabını.Bak beni davet ediyorsun, ne güzel…Bundan sonraki günlerdede sana geliriz.Ama bu evinde enerjisini hiç yabana atma…Sonra evlerin vede eşyaların enerjileri üzerine yapacağız sohbetimizi.Ne güzel siz geliyorsunuz ve benim evim şenleniyor.İyi insanların enerjileri ile ve Allah sohbetleri ile, bilgi sohbetleri ile mekanların enerjileri güçlenir.Çok eski tarihi eserlerin vede özelliklede ibadethanelerin yıkılmadıkları hiç dikkatini çekmedimi?Neyse şimdi konuyu dağıtmayalım…

F-Ben düşündümde bütün suç EŞŞEK OLAN İNSANLARDA.Yani kendisini kullandıranlarda.Her yönden maddi ve manevi kullandıranlarda öyle değilmi?Kendisi eşşek olmasa, onu kullanan eşşoğleşşeklerde olmaz, öyle değilmi? Valla bütün kabahat bende…

E-Sen kendini bu sınıfamı soktun şimdi.Soktun ve şu anda çıktın ve eşşeklik bitti.Fark ettiğin an biter.Kabullendiğin ve gördüğün an, itiraf ettiğin an biter olay.Kabullenmek, hatayı ve yanlışı anlamak, güzel bir meziyettir.Aferinsana…Karın mı koyuyordu yoksa seni bu sınıfa, söyle bakayım?Kadınlar bayılır erkekleri evdede çalıştırmayı…Hastayım der, yorgunum der..Öylemi…Neyse sormayacağım artık.Erkek veye kadın.Herkes herkesi her yönden kullanma derdindedir maalesef…Ama evrensel yasalara göre bununda nasıl bir günah olduğunuda bilmiyorlar.Ben her işimi kendim görmeyi yeğlerim.Misafirlikte bile çoğu zaman tabağımı yıkar, suyumu kendim alırım.Birisinin bana hizmeti geçsin istemem.Kendi işimi görür kimseyede muhtaç olmamaya çalışırım.Kimsanin maddi veya manevi hakkı üzerimde olsun istemem.Büyüklerimin haklarınıda hiç unutmam.Çorbasını içtiğim, suyunu içtiğim kişilere nankörlük etmemeye gayret ederim.Kul hakkından çok korkarım.

F-Bugün sayenizde eşşeklikten kurtuldum.Sağ olun.Ben eşşek olmayıncada eşşoğlular olmayacak, ne güzel.Zaten bütün suç bizde.Hayır demesini bir türlü öğrenemedik.Aman kırılması, aman darılmasınlar, aman küçüktürler, aman büyüktürler…ver ver ver…Ver Allahım ver..
E-Verene daha çok verilirde, kendisini ahmakça kullandıranlara birşey verilmez.Eşşek olduklarının cezasını birgün ellerindekiler gittiği zaman, sağlıkları gittiği zaman anlarlar.Çok isabetli kararın.Biz kendimizi kullandırmayacağız…Bazen insanın yüzü tutmuyor ama bu yüzsüzlerde insanın iyi niyetinide daima suistimal ediyorlar.Bu konuyu daha fazlada uzatmalayım.KULLANDIRMAYINCA, KULLANANDA OLMUYOR.Mesele kullanılmamak.

G-Siyasilerde şu halkı kullanmaktan bir vazgeçseler ne güzel olur değilmi?Muhalefet işçi kesimini almış arkasına hükümet devirme peşinde…Sanki kendisi iktidar olsa tüm sorunları halledecek.MHP döneminde bütün bankalar battı.Ülke krize sokuldu.Dünyada kriz yokken bizim ülkemizde şimdikinden fazla işyeri kapandı.Gazete sayfalarında bir tane bile iş ilanı yoktu o dönemler…Şimdi bu memlekete yaptıklarını unutmuşlar hiç utanmadan, arlanmadan işçi hakkı diye ortalığa düşmüşler.Umur talunun yazısını okudum.Arkadaşımız çok güzel yazmış.Tekel işçileri fena kandırılıyor ve luzumsuz bir gerilime sokuyorlar ülkeyi.Onların yerine çalışacak pek çok işsiz var bu memlekette.

E-İŞTE KENDİSİNİ KULLANDIRAN BİR KESİM.Tekel işçileri.Görünürde hak arıyorlar değilim?Muhalefet ve sendika bir güzel kullanıyor bunları.Göreceksin hepsi sokaklarda hasta olduğuyla ve kullanıldıkları ilede kalacaklar.Bu memlekette işsizlik varken bunlar iş beğenmiyorlar.Bir ay sonra isteselerde bu kapılar kapanacak kendilerine.Verilene razı olmuyorlar, şükretmiyorlar, ülkemizin durumunu görmüyorlarHala daha hak etmedikleri paraları almak peşinde oluyorlar.4 c uygulamasını istemezlermiş.Ülke krizde bunlar ellerindekileride kaybetme yarışına giriyorlar dolduruşlarla..Kendi düşen ağlamaz.Bu işlerinide kaybedince 4c yide çok ararlar ama iş işten geçer.

F-Kullananıda, kullandırılanıda insan şu siyaset tablosuna bakınca ne güzel anlıyor.İzmirde kendi işçisini bir lira vermeden sokağa atan CHP şimdi tekel işçileri ile kol kola…Baykal demeçler ve haktan bahsediyor.Sen kendi işçilerine iş bulmadan sokağa at.Hiçbir hak verme…Sonrada işi hazır olan işçilere hükümet devirmek için kazan kaldıttır.Sokaklara döküp eylem yaptır.

E-Sizler daha birkaç ay önce önünüze konulanı sorgulamadan ve çapraz sorguya almadan kabullenirken ve bu memleketin düşmanları ile dolaylı olarak elbirliği yaparken şimdi gözlerinizi açıyorsunuz.Yine sizede gelen maillerden birinde Başbakanımızın villalar aldığını ve bunu nasıl aldığını yazmışlar.F-Bizede geliyor hemde niceleri..Bende arkadaşlara dedimki bizim bile yazlığımız kışlığımız varken ve bizlerin kurmay olmuş gazeteci ağabeylerimiz vede gazete patronlarımız boğz gören yalılarda otururken bunlar koruma orduları ile gezerken başbakanımızda mevkisine yaraşır yerlerde elbetteki oturacaktır. En güzel yerlerde en iyi evlerde oturmak Başbakanımızın ve Cumhurbaşkanımızın hakkıdır.Onlar bu memleketin gururdur.Ülkesini tüm dünyada en iyi şekilde temsil eden ve uyguladığı politikalarla 51 ülkede vizeyi kaldıran başbakanımıza en iyi yerlerde oturtmek bizim yurttaşlık onurumuz ve görevimizdir dedim.Ve sen hangi evde oturuyorsun bakayım, çocukların nasıl yaşıyor değince kıvıdı..Dedikodularla hükümetler devirerek, gözümüzü açmayarak bu memleketin geri kalmasına bizler sebep olduk.İnsan en güzel yerelerde yaşamaya layıktır.Bu adamlar sabahın köründen gece yarısına kadar bu memleket için çalışacaklar ve sonrada gidip basit yerlerde yaşayacaklar…İyi işler yapanı tekmeleyecekler, ezecekler, ki SİYASİ İSTİKRARSIZLIKTAN NEMALANSINLAR.Şehit analarının gözyaşlarına, ŞEHİTLERİN KANLARINA BUTÜR SÖYLEMLERLE EKMEK DOĞRAYAN VEDE ÜLKEMİZ PARÇALANMANIN EŞİĞİNE GELİRKEN KANDIRDIĞI VEDE PEŞİNDEN SÜRÜKLEDİĞİ İNSANLARA PİS PİS SIRITAN BU SIRTLANLARIN AMACI TERÖRDEN NEMALANMAK…MAMALARI KESİLİNCE saldırıyorlar.Yok oğlunun evi, yok deniz feneri, yok aldığı villalar…Ulan birtanede şu memlekete ettiği hizmetleri yazın be kansızlar..Bu adamlar daha ımf den borç almadıkları gibi takır takırda ödediler paraları.Borcumuz çok ama karşılığıda var.Şimdi bastırıyorlar ki IMF den para alalım.Gazeteci akil ağabeylerimiz para almazsak krizden çıkamayız diyorlarBu hükümet işini biliyor.Bence almasınlar.Körfezden gelen paralarla biz işimizi halledereiz arkadaş.İmf den ne hayır gördükki…Kaşıkla verip, sapıyla gözümüzü çıkaran ımf değilmi?Bunların niyetleri aşikar.Bu adamlar hiçmi iy birşey yapmadılar?Başa geldikleri zaman ülke maaşları bile ödeyemez haldeydi. hazine tam takırdı.Bu adamlar başı dik bir Türkiyeyi istemiyorlar.Eskiden olduğu gibi dedikodu kültürü ile hükümet devirme derdindeler ama artık buna izn vermeyeceğiz.Biz doğrunun, haklının ve namuslunun yanında olmayı öğrendik.En önemliside korkusuz olmayı öğrendik.

G-Başka çaremizin olmadığını öğrendik ondokuzdan sohbetlerde…Başka çaremiz yok.Doğru birtane.Başka doğru yok.Mutlak doğruda bulışmak zorundayız.

F-Ayşin, dergide okumuş. Marmarada deprem bekliyorlarmış.Olursa halinize güleceğim dedi.Esma hanımın nasıl attığıda böylece ıspatlanacak dedi.Hepinizin deli saçması şeylerin peşinden koşupta Fetullhçı adamlara yardakçılık yaptığınızda kanıtlanacak diye söyledi…

G-Olursa gerçekten haksızlık olur.Bu bilgiler doğru çünki…Kuran ayetleri ile bire bir örtüşüyor.Esma hanım kendiliğinden uydurmuyor bunları.Dayanağı Kuran.Dahası insan aklınada çok uyuyor.Ben Allah olsam HIRSIZLARI BAŞA GETİREN, ÜLKEYİ SOYDURAN, İNSANLARI FAKİRLEŞTİREN VEDE ADALET DÜZENİNİ BOZAN İNSANLARI UYANIŞA SOKMAK VEDE DÜŞÜNMELERİNİ SAĞLAMAK İÇİN YAPARDIM DEPREMİ…VERİRDİM KASIRGALARI, SELLERİ…

E-Çocuklar öyle bir sohbet ediyordunuzki, her ikinizde kanaldan konuşuyordunuz…Akıcı, ve coşkulu..                                                                                                                                         G-Nasıl anlaşılırki?                                                                                                                              E-Yürekten konuşmayan, kanaldan konuşmayan, dahası düşünce ve fikir açısı dar insanlar aaa, ı ı ı gibi duraksamalarla ve kesik kesik konuşurlar.Bu konuşmaların çoğunda inandırıcılık ve bilgelik yoktur.İnsana enerji vermez, kalıcı olmaz…Bu şekilde konuşan liderlerdende vatan millete fayda olmaz.Bakın Baykala, Bahçeliye…Dertlerini anlatmakta zorlanırlar.Bunların her işleride ağızlarından çıkan kelimeler gibi a a alı ve ııı lıdır.Kesiktir, verimsizdir ve başarısızdır.Bana bir tane bu şekilde konuşan ve dünya ya mal olmuş bir dünya lideri gösteremezsiniz.Büyük liderler, kağıda bakmadan, akıcı bir uslupla yaparlar konuşmalarını.TÜRKİYE BU AŞAĞILIK VE ALÇAKÇA DEDİKONU KAMPANYALARI İLE TAM İKİBÜYÜK LİDERİNİ KAYBETTİ.(TUGRUT ÖZAL.TANSU ÇİLLER.)RECEP TAYYİP ERDOĞANADA SHİP ÇIKALIM.Bu ülkeye verilen son şans.Turgut Özalı ve Tansu çilleri benzer söylemlerle devirip bu ülkenin kalkınmasının önüne taş koyanlar, ağzından üç dakikada bir kelimeyi zorla çıkaran MESUT YILMAZI baş tacı yapmışlardı unutmayın.O dönemlerde bu kişiler alkış tutan gazetecilerde hala belleklerdedir.Kimin kime ne için ne yaptığıda aşikardır arkadaşlar.Sadece geçmişe bir yolculuk kafi…Ülke milyarlarca dolar soyuldu.Aynı çeteler biraz dağılsalarda kolları vasıtası ile göreve devam etmektedirler.VE BUNLAR ÜLKEDE BİR DEPREM YAŞANMASINI GERÇEKTENDE İSTEMEKTEDİRLER.HEMDE PEK ÇOK…

G-Bunlar yıkıntıların altında kalanlarında böbreklerini, gözlerini alırlar, çocuklarını satarlar ve bundanda nemalanırlar, kesin…                                                                                                 E-Şimdi Allah GİBİ düşünelim.ALLAH DAİMA DOĞRUNUN YANINDA OLDUĞUNA GÖRE, BİZ ALLAHIN İSTEDİĞİ GİBİ KULLAR OLUSAK, DOĞRU DÜŞÜNÜR VE DOĞRULARI SAVUNURSAK ADALETİDE DİMDİK AYAKTA TUTARSAK, ÇAKALLARDAN KORKMADAN ÜLKEMİZİ SAVUNUR VE GÖZETİRSEK, SEN ALLAH OLSAN YAPARMIYDIN DEPREMİ, OLMASINA İZİN VERİRMİYDİN?                             F-Depremleri biz yapıyoruk, Allah baba değil, unuttunuz herhalde..

E-Unutulurmu…Ama son kararıda Rabbimiz veriyor.Hazırda bekleyen deprem enerjileri bize göz kırpıyor.Ellerimizle ve beynimizle ettiklerimizin bedelini bizlere hatırlatmak için kuduruyor ve alttan kaynıyorlar.

G-Azeri bir prof İZMİR, İSTANBUL VE AMERİKAYI İÇİNE ALACAK ŞİDDETLİ DEPREMLERİN 2012 VE 2013 YILLARI ARASINDA MUTLAKA YAŞANACAĞINI SÖYLÜYOR.GELİŞTİRDİĞİ BİR ALETLE SIKIŞAN ENERJİLERİ ÖLÇÜYORMUŞ.BU BÖLGELERDE YOĞUNLAŞMA ÇOK MUŞ.YANİ SİZİN DEDİKLERİNİZLE ÖRTÜŞÜYOR.HER ANDA OLABİLİRMİŞ ASLINDA..
E-Rahat olun, iyi ve güvende olun.ÜLKEM İÇİN TEHLİKE YOK.HİÇBİR BÖLGEDE…Eğer alırsam ve ani bir değişiklik olursa BEN DEPREM YAPACAĞIM SAYFAMDA SÖYLEYECEĞİM.Güçlü olanlar deniz odaklı oluyor ege ve Akdenizde..Denizde gücünü ve şiddetini azaltıyor.İyi geceler hepinize..Tatlı ruyalar…Mutlaka bir şiir okuyarak yatın ve güzel rüyalar görün.

Bu sitede bulunan her türlü belge ve raporların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Ziyaretçi Sayısı: 274779
Bu yazı soru cevap kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>