On Dokuzdan Sohbetler – 5

E-Hoşgeldiniz çocuklar, bugün aramıza yeni bir hanım katılmış, tanışalım bakalım.

A-Ben Ayla.Sohbetlerinize ilgi duydum.Pek anladığımıda söyleyemem.Siyaset, deprem, hastalık, medya, terör hepsinden konuşuyursunuz.Hepsinden bir çorba yapmışsınız.Birde 19 u eklemişsiniz içine…Neyse artık..19, 19 ,19,,,Neden ondokuz?Neden 18 değil, 13 değil de 19…Sıkıştıracağım sizi.Kanıt, delil, hepsi lazım.

E-Avukat olmalısınız.Kanıt ve delil istediğinize göre…Siteyi baştan okusaydınız, tatmin olurdunuz ama bilinç hazır olmayınca, tekamül yeterli olmayıncada kavrama ve algı olmuyor.Alt yapı şart.Yani siz ilk okula giderken ünüversite bilgilerini alamazsınız.Bu nedenle ŞERİAT-TARİKAT-MARİFET-HAKİKAT.BU DÖRT OKULU BİTİRMEK GEREKİYOR. Anlamanın gerçekleşmesi için.BU SOHBETLERDE HAKİKAT BOYUTUNDAN.Onun için şekil yok, namaz yok hatta din de yok…

A-Ne demek dinde yok?Din, Allah, peygamber, ağzınızdan, yazılarınızdan eksik olmuyor ve siz din yok diyorsunuz!

E-Bütün kutsal öğretiler, peygamberler ve kutsal kitaplar, bütün dinler insanları ilk okuldan orta okula hazırlayan rehber öğretilerdir.Dünya bir ilk okuldur.Gönderilen paygamberler ve kutsal kitaplarla artık insanlığın mezuniyeti başlamıştır.

F-Sıratı bu dünyada geçiyoruz fikri banada mantıklı gelmişti siz anlatınca.Sıratı hak imtihanları ve hak bilinci ile geçmek çok mantıklı.Peki mahşer ne zaman olacak o zaman?Nedir mahşer.

E-Mah(güzellik) Şer(fenalık).Güzellik ve çirkinliğin farkında olacağınız zaman.Güzelle çirkini, doğru ile yanlışı, sap ile samanı akıl ile ayırabileceğiniz zamandır MAHŞER.Kıyamette bu bilgilerin, yani hakikat bilgilerinin açıklanması oluyor sevgili kardeşlerim.Kıyam(uyanmak, bilinçlenmek) anlamında kullanılan bir sözdür.KIYAM- ET.Uyan ve bilinçlen anlamındadadır.UYANIŞINI, BİLİNÇLENMESİNİ YAPAMAYAN İNSANOĞLUDA SELLER, DEPREMLER VEDE ÇEŞİTLİ AFETLERLE UYANIŞA GEÇİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR.Gerçek manada kıyameti yaşıyor.

A-Aklımdayken sorayım.Siz hep 19 a takılmışsınız ama, benimde bir 13 akıntım var.Almanyada kaldığım dönemde herhalde yer edinmişti bana.Uğursuzluk neden 13 rakamında?Neden 13 rakkamına uğursuz deniliyor.

E-Bütün uğursuzluklar bilgisizlikte.Bütün felaketlerin sebebinin bilgisizlik olduğunu artık biliyoruz.Kadim dönemlerden gelen bir yanlış, hurafe bilgidir 13 ün uğursuzluğu..Aslında bir bakımada o günler içinde doğru sayılabilir bu bilgi.Şimdi bu sayıyı ayıralım1-Teklik ve birlik(bir rakkamı Tanrımızın birliğinin ve tekliğinin rakkamsal anlatımıdır.3 rakkamı 1+1+1 üç tane birin toplamıdır.Buda üç gücün anlatımıdır.Pozitif, negatif ve nötr güç.Tevratın, incilin ve Kuranımızın indirildiği dönemlerde kutsal metinlerin dağılımı ve yayılımı için 12 kişiden oluşan heyetlerin yardımcı olduklarını biliyoruz.İncili 12 havari, kuranı 12 imam, tevratada galiba 12 kerubi heyet olarak görevlendirilmişlerdi.İşte ilk kitaplı peygamberlerin geldiği dönemlerdeki görevli sayısının 12 ile sınırlandırılmasındaki anlam ve gizem şuydu.O zamanlar insan beyninin yaydığı enerji dalgaları bilinmiyordu.İnsan beyninden çıkan elektirik dalgalarını kaydedecek cihazlar bilinmediği için, enerjiler ısbatta edilemezdi.Oysa şimdi herkes beyin elektrosundan nekadarlık bir şarj kapasitesine sahip olduğunu anlayabilir.İnsiyaki şuurları ile Rableri ile bütünleşen vede haberleşen peygamberlerimiz kendilerine gelen kutsal metinleri ezber sureti ile hafızalara alınması çalışmaları sırasında, 13 kişinin daha fazla enerji çekip havarilerin ve imamların ruhsal ve bedensel olarak sarsılıp zarar görmemeleri için bu ibadet toplantılarını 12 kişi ile sınırlandırmışlardır.12 kişinin seçilmiş olduklarını düşünüpte guruba girmek için istekli olan insanların kırılıp gücenmelerini önlemek içinde ve yapılan çalışmaların enerjilerininde denetlenip çalışmada bulunan insanlara zarar vermemeleri için bu sayının yeter sayısı 12 ile sınırlandırılmıştı.Bir ara havari sayısı 13 e zorla çıkan ve derhal sayıyı 12 ile sınırlandıran İsa peygamberimizde, o zamanlar enerji çalışmaları bilinmediği için ve kendisinin sağlığında İncil bozulmadığı için ezber ve yazım çalışmalarıda 12 havari ile sürdürülmüştür.13 cü kişilerin çalışmalara dahil edilmesinin uğursuzluk getireceği, ve Allaha karşı gelineceği inancıda kulaktan kulağa yayılarak, 13 rakkamın uğursuzluk getireceği inancı günümüze kadar gelmiştir.Aslında 13 rakkamı içinde çok büyük bir enerjiyi barındırır.Düşük enerjili insanlara bu rakkam hiç iyi gelmez, denenmiştir.Ama bu, rakkamın uğursuzluğu değil, kişinin enerjisinin vede tekamülünün düşüklüğü ile alakalı bir husustur.13 rakkamı içinde Tanrısal enerjiyi barındırır.İçinde tanrısal enerjiyi taşıyan insanlar bu rakkamın gücü ile çok şanslı ve mutlu olurlar.

A-Bu imamların Allahın kelamından neden sarsıldıklarını anlayamadım,biraz açarmısınız…

E-Allahın kelamlarının her harfinde, her kelamında müthiş bir enerji potansiyeli vardı.Bu yüzden peygamberlerimiz vahiylerin geldiği ilk yıllarda yalnız, çaresiz kalmışlar sonraları mucizelere tanık olan ve sağlıklarına kavuşan insanlarda biat bilinci oluşmasıyla inananların sayıları artmıştır.O dönemlerde kutsal metinleri ezberlerine alan insanların başlarını hızla örttüklerine tanık oluyoruz.Beyin kutsal metinlerin harfsel ve mana titreşimleri ile hızla enerji çekmeye başlayınca başlarına örtü almayan insanlarda bayılmalar, halisilasyonlar ve titremeler görülüyordu.Vahiy geldiği zaman kelamların enerji gücünden de develerin çöktüğü, peygamberlerimizin terleyip titredikleri ayetlerde yer alır.Kutsal metinler ile insanın enerjiyle şarj edilip hakikat bilgileri ile tekamül yolculuğunda,ALLAH GİBİ olma yolculuğunda hızla yol almasını isteyen rabbimiz kendisine şeytanı rehber edinen insanoğluna herzamanda çok merhametli olmuştur.Şeytanın emir ve vesveseleri ile, gönderilen kutsal metinlerin anlam ve içeriğini bozan insanoğlu, tekamül sürecini yavaşlatarak DÜNYA MEKTEBİNDEN MEZUNİYETİNİDE GECİKTİRMİŞTİR. Şeytanın kıyamete kadar insanoğlunu kandıracağı, aldatacağı AKLINI KULLANAMAYANLARA MUSALLAT OLACAĞI KURANIMIZDA YAZAR.

A-Şeytanı yaratmasaydı keşke…Neden yarattıki…

E-Ben aslında bu sohbetlerde cevabı size buldururum.Düşünen insan enerji girdabına dalar ve hem üretir hem çeker.Bu gün hep ben cevapladım.Olmadı.Bu cevapları düşünen ve özgür bırakılan beyinler, tabikide çok okuyan ve araştıran beyinler kolaylıkla bulur.KURANIMIZIN İLK SURESİ OKU, bunu içindir ve okumak şarttır.

A-Ben çok okuyorum ama hiçte sizin gibi düşünmedim şimdiye kadar.Acaba hep yanlış şeylermi okuyorum?

E-360 derece düşününce yanlış, fena, kötü ve çirkin diye birşeyin olmadığını görürüz.Her yanlış doğruya kucak açar.Doğru bilgilere yanlış kapılardan ulaşırsınız.Her yanlış bilgi elinize doğrunun anahtarını bırakır.Yanlış okumaktan, yanlış yapmaktan korkmayın, çekinmeyin.ASIL YANLIŞ VE ASIL GÜNAH YANLIŞLARIMIZDA ISRAR ETMEK VE DOĞRULARA GÖZ YUMMAKTIR, SIRT ÇEVİRMEKTİR.Doğruda rabbimiz gibi bir ve tektir.Mutlak doğru Rabbin doğrusudur.Rabbin doğrusunda hakikat ve ISPAT vardır.Şeytanın bize yaptığı iyilikleri vede faydaları düşünmeye davet ediyorum sizi.Hepinizin fikirleri çok değerli.Sonra pozitif, negatif ve nötr gücüde insan, şeytan ve Allah üçlüsünde değerlendirmenizi istiyorum.İyi ve parlak düşünceler hepinize…

E-Zamandan tasarruf etmek için içinizden en doğru cevabı verene söz vereceğim.Fatihten alalım cevabı..

G-Bizim cevabımızın hatalı olduğunu nereden biliyorsunuz?Nasıl anladınız?

E-Fatih cevap verince sizde göreceksiniz.İnsiyaki şuur beyin okumayıda sağlıyor.Rölaks ve sakin olun ve Fatihin cevabını hepbirlikte dinleyelim.

F-360 derece düşünce Tanrısal bir düşüncedir.Rabbimiz herşeyi 360 derecelik bir bakış açısı ile değerlendirir.A-Nedir tanrısal bakış açısı…?

E-Aylanım, kesmeyin sözü.Sizin sorularınızın tümüne arkadaşımız kanaldan en doğru cevabı verecektir.Söz kesildiğinde, enerji akışı kesilir.Yapmayın bunu.Sabırla beklediğinizde hiçbir sorunuzun cevapsız kalmayacağını göreceksiniz.Fatih beyinlerinizdeki soruları algılayarak en doğru rabsal kanaldan cevaplayacaktır sorularınızı…Cevaplar uzun olacak ve lütfen kesilmesin birdaha….

F-360 derec tanrısal düşüncedir.İnsanoğlu üç boyutlu dünyada asla 360 derece düşünemez.Rabsal bakış açısı ile değerlendiremez olayları.Kutsal kitaplarımız peygamberlerimizin hayatlarını hikaye ederek yaşanmış olaylar üzerinden tanrısal bakış açısını bizlere anlatırlar.HIZIR PEYGAMBERİMİZİN MUSA PEYGAMBERİMİZLE YAPTIĞI YOLCULUKTA ANLATTIKLARI ANILAR, BU BİLİNCİN GELİŞMESİ VE OLUŞMASI İÇİNDİR.Kutsal kitapların enerjileri ile insanoğlu 90 derecenin üzerinde düşünmeye alıştırılmakta ve zorlanmaktadır.180 derecelik bir bakış açısı ile olayları değerlendirebilenler öğretilerden ve hayattan gerekli dersi alarak RAB GİBİ OLMA YOLCULUĞUNDA HIZLA YOL ALIRLAR.19 UN ENERJİSİNİ KULLANIRLAR.TAŞA VE TOPRAĞA HÜKMEDERLER.Süleyman peygamberimize rüzgarın, kasırgaların boyun eğdiği ve sözünü dinlediği hikaye edilir.180 derece düşünen insan daha az yanılır, daha az hata yapar.Kutsal kitaplarımızda verilen tüm bilgiler ve yapılan zikir çalışmaları ile çekilen enerjiler sayesinde insanlığın 90 derece düşünce açısının üzerinde düşünebilmesine çalışılmıştır.Tabu lardan ve hurafe bilgilerden kendisini kurtaramayan insanoğlu incilin ve tevratın içriğinin bozulması ile madde dünyasına saplanıp kalarak 90 derece düşünme becerisinide gerçekleştirememiştir.Çok basit bir gerçekle HAYAT, İNSANOĞLUNA BİR SÜRELİĞİNE HEDİYE EDİLEN BİR YAŞAM DİLİMİDİR.DOKSAN DERECENİN ÜZERİNDE DÜŞÜNEMEYEN BEYİNLER BU DÜNYADA KİRACI OLDUKLARINI UNUTARAK VE TOPRAKLARI SAHİPLENEREK BİNLERCE YILDIRKANDÖKMEKTEDİRLER.Bu topraklardan binlerce yıldır, onbinlerece değişik isimde medeniyet gelmiş geçmiş ve bu insanlar daima ve herzaman savaşmışlardır.İnsanlar biribirilerini toprak için, mal için haksızca öldürmüş ve yok etmişlerdir.Şeytanın vesvesesi ile, dünyadaki kiracılığını unutan insanoğlunun kendi arasında barışı sağlamasıda mümkünken, nefsini şeytana teslim etmiş insanlar sayesinde bu binlerce yıldır   gerçekleşememiştir.İnsan öldürmek ve cana kast BÜTÜN DİNLERDE AFFEDİLMEZ BİR GÜNAHTIR.GÜNAHSIZ BİR CANA KIYAN ELBETTEKİ BEDELİNİ HERZAMAN ÖDEYECEKTİR.Bütün kutsal kitaplar evrensel barışın sağlanması için, insanları AKLA VE DÜŞÜNMEYE DAVET EDER.Kutsal bilgiler ve yapılan çalışmalar barışın sağlanması hususunda bizlerin yardımcısıdır.Şimdi üç gücü ve anlamını konuşacağız. Pozitif güç- İnsanı temsil eder.(nefsini şeytanın vesveselerine kapatan insanda tam kapasite mevcuttur)                                  Negatif güç-Şeytanı temsil eder.(Şeytan parlak bilinçtir.şüphe ve vesvese içerir.İnançsızdır ve olumsuzdur.İnsana sürekli etki ederek sorgulamasına, yanılmasına ve pişman olmasına yol açar.İnsan şeytan sayesinde acı çeker ve üzülür.İNSANIN BİLİNCİNİ YÜKSELMESİNE ETKİ EDEN TEK GÜÇ NEGATİF GÜÇTÜR.İNSAN NEGATİF GÜCÜN PROVEKASYONLARI OLMADAN, YANİ YANILMADAN VE DERS ALMADAN TANRISAL BİLİNCE ASLA ULAŞAMAZ.DÜŞÜNCE AÇISINI GENİŞLETEMEZ.DÜŞÜNCE AÇISINI AÇAN UNSUR NEGATİF GÜCÜN TESİRİDİR.Negatif güç 360 derece düşününce olması gereken,İNSANIN TANRISAL GÜCE ULAŞARAK TANRI GİBİ OLMASINI SAĞLAYAN  GÜÇTÜR.YANİ ŞEYTANDIR.Şeytan türlü yanılgı ve yanlışlarla kulu günaha sokarken ve karmasınıda ağırlaştırırken,bilgilenme ve ders alma konusunda iyi bir öğretmen ve mükemmel bir kamçıdır.Şeytan (negatif güç) olmasaydı, bizler düşünce açılarımızı asla genişletemez tekamülümüzü yapamaz ve ALLAH GİBİDE OLAMAZDIK.                                                       NÖTR güç-Tanrısal enerji.İçinde pozitifi ve negatifi   barındırır Pozitif+Negatif=NÖTR GÜç (tanrısal güç)iyi ve kötü-Güzel ve çirkin.360 derecelik düşünce ve sınırsız enerji….İçinde iki gücün enerjisini depolayan nötr güç.BU ENERJİDE HEPLİK VE HİÇLİK ENERJİSİ….EZEL VE EBED ENERJİSİ…VARLIK YOKLUK ilanihaye sınırsızdır.Bu güce sahip olanlar “NE VARLIĞA SEVİNİRİM, NE YOKLUĞA ERİNİRİM” demişlerENEL HAK diyen Hallacı mansur bu gücü yüreğinde hissettiği zaman ne büyük bir enerji ile kucaklaştığını sadece kendisi anladığı için derisin yüzülmesi bile ona acı vermedi.Çarmıha gerilen İSA peygamberimizde 360 derece düşünebildiği için bu günahı işleyenler için RABBİNDEN AF DİLİYOR VE ONLAR İÇİN AĞLIYORDU.Nasıl bir günah işlediklerinin farkında olamayan insanoğlu için ellerinden ve kollarından çivilendiği halde kendisini bu hale koyanları affetmesi için yalvaran İsa peygamberimizin  BİLİNCİNİN YÜKSEKLİĞİ VE GÖSTERDİĞİ METANET İBRET NİTELİĞİNDEDİR.Bu zulmu yapanların sonsuza kadar cehennem ateşinde olacağını bilen peygamberlerimiz, aslında CEZANIN BÜYÜKLÜĞÜNÜDE VURGULUYORLAR.Sana bir tokat atana, öbür yanağınıda çevir diyen bir bilinçten sonra, hakikat bilgileri biraz daha önem ve açıklık kazanarak hükümler ağırlaştırılıyor. Kuranı kerimde KISASA KISAS prensibi geliyor.Yani sana bir tokat atarlarsa, senin bir canına haksız yere kast etmişlerse, sende aynıyla karşılık vereceksin.Verebilirsin diyor.Aynı karar ve aynı ölçüde….HAKSIZ YERE Öldürülürse veya zulme uğrarsa….Çok önemli..!AMA AFFEDER VE BAĞIŞLARSAN senin için daha iyi diyor Allahımız.AFFETMEYİ VEDE BAĞIŞLAMANIN FAZİLETLERİNİ ANLAMAMIZ AMAÇLANIYOR.Affetmek ve bağışlamak Tanrısal ve Rabsal hasletler….Sonsuz bağışlama ve sonsuz hoşgörü….Yanlışı ve zulmu yapan bilmeden yapıyor.Bu yanlışın faturasını kendisinin ödeyeceğininde farkında olamadığı için yapıyor yanlışı…

E-Artık keselim.Sen bu gazla sabaha kadar konuşursun eminim.Mükemmel açıkladın.Kusursuzdu.Özet, 360 derece düşününce içinde herşeyi barındırıyor ve insan 360 derece düşününcede ŞEYTANINDA OLMASI GEREKEN olduğunuda anlıyor.ŞEYTANIMIZA DA TEŞEKKÜR EDELİM BU ARADA.O olmasaydı İNSAN OLMA YOLCULUĞUMUZDA GERÇEKLEŞEMEYECEKTİ.Demekki Rabbimiz her şeyi bir sebeple yaratmış ve hiçbirşey luzumsuz değil.ŞEYTANIN KANDIRDIĞI HAVVA, ADEMİDE KANDIRIYOR VE ELMAYI YEDİRİYOR.Herşeyi bilme ağacının meyvesini yiyorlar.şeytanında görevi başlıyor.İnsanoğluna İYİYİ VE KÖTÜYÜ ÖĞRETMEKLE GÖREVLİ ŞEYTANIMIZ, İNSANOĞLUNU BİLİNÇ VE AKIL SAHİBİ YAPMAK İÇİN DURMADAN ÇALIŞIYOR,KANDIRIYOR.İyiyi ve kötüyü kolayca biribirinden ayırabilen bir akılda ŞEYTANINI YENİYOR VE OYUN BİTİYOR.Şeytan sınıfta bırakan.Akıl da sınıf geçirten….Bu sohbetlerle şeytanı tanıyor, ona rağmen sınıfı geçmeyi ve Rabbe ulaşmayı amaçlıyoruz.Hayatın içinden örneklerle ondokuzdan sohbetler devam ediyor.Bu sohbetleri tekrar tekrar okumak ve hücre bilincimize aşılamak çok önemli.Anlama ve kavrama başlayınca bilgilerde kalıcı oluyor ve meyvelerini görüyoruz.Şeytan Havvaya elmayı yedirmeseydi halimiz ne olurdu..?Sonraki sohbet konumuz bu. Allah GİBİ olma yolculuğunda insanı sürekli kandırarak, yanıltarak DOĞRU İLE YANLIŞI ANLAMASINI SAĞLAYAN ŞEYTAN ne büyük bir görevli…Cevabı G verecek.—————————————-

G-İnanın Esma hanım işten ve güçten düşünemedim sorunun cevabını,birtürlü fırsat bulamadım araştırmaya inanırmısınız….?

E-İnanırım tabiii.Ben gereksiz şüphelerden Allahıma sığınırım.Gereken yerde şüphe içinse şeytanıma şükrederim          F-Cevaplar verilmeye başlandı bile…Patır kütür geliyor cevaplar…Sevmeye başladım ben bu şeytanı..Parlak bilinç…Şeytan…Ateşten yaratılmış…Neden acaba ateşten…Rabbimiz bizi topraktan onu ateşten yaratmış?Neden oda topraktanyaratılmamış…?                                                                                         E-Anlaşıldı, bugunde ben konuşacağım ama sorular güzel…Bayılırım zorlanmaya…Zorlamaya…Ateşten yaratılan şeytan Rabbinin çamurdan yarattığı insanına secde etmiyor neden?Çünki ateşten yaratılmayı kendince daha iyi ve onurlu görüyor..İnsan toprak ve suyun karışımından, yani balçıktan yaratılıyor.Toprak ile al suyu, karıştır balçık olsun…Hem topraktan, hem sudan…Sözümüz doğru olsun.Toprakta oluşuyor ilk defa aminoasit.Aminoasit evrimleşir, evrimleşen HÜCREDİR.İşte ilk defa canlı böyle oluşmuş oldu…EVRİMLEŞEN HÜCRELER,BİTKİ VE HAYVAN OLDU.Oluşan bir hücreydi, yani o enerjiydi,Yaradandan bir parça,HERŞEYDE olan şeydi….——-Kuran insanın sudan, topraktan, balçıktan, spermden, kan pıhtısından yaratıldığını söyler ki bunların hepsi doğrudur.Yukarıdaki şiirde bu oluşumu anlatıyor.                          Şeytan-(ateşten yaratılan)Eril enerji, ısıtıcı,yakıcı, yok edici, acıtıcı, aydınlatıcı, korkutucu,=NEGATİF ENERJİ.İnsan=Topraktan yaratılan-dişil, çoğul enerji, artan, kucaklayan, koruyan, veren ve barındıran =Pozitif enerji.                                      Pozitif+Negatif=Tanrısal güç.Rabbimiz kendi enerjilerini insana ve şeytana vermiş.Topraktan yarattığı insanını, DUMANSIZ ATEŞTEN YARATTIĞI ŞEYTAN ENERJİSİ İLE TEKAMÜL YOLCULUĞUNA ALIYOR.Havva şeytanın sunduğu elmayı yemeseydi, Ademede yedirmeseydi şimdi cennette son derece sıkıcı bir ortamda sonsuza kadar adem ve havva olarak kalacaklar, üremeyecekler ve insanoğullarıda olmayacaktı.

G-Kadınlar elmayı yiyince şeytan olmuşlar…Erkekleri devamlı günaha sokanda onlar değilmi?Şeytan Ademi niye kandırmamışda Havvayı kandırmış.Bu kadınları başımızın belası yapanda hep bu şeytan işte.Körolası şeytan.Keşke Havva olmasaydı Fatih, ne güzel cennette mutlu mesut oturacaktı Adem babamız.

F-Ademin canı sıkılınca Rabbine yalvardı ya…Kendine bir eş istedide onun için kaburga kemiğinden yaratmadımı Havva anamızı Rabbimiz?                                                                                   G-Başımızı yakan Adem babamız, hay Allah seni bildiği gibi yapsın emi?Havvayıda isteyen sen, şeytanıda başımıza musallat eden sen…                                                                                                                E-Adem sizi, Havvada bizi temsil ediyor sembolik olarak unutmayın arkadaşlar.

A-Yumurtamı tavuktan, tavukmu yumurtadan çıkar gibi oldu sohbet ama çok heyecanlı…

F-Düşününce Havvanın aklına hayran kaldım.İkiside cennette kös kös otursalardı iyimi olurdu.Bir dünya düşünki istediğin herşeye sahipsin.Gam yok, üzüntü yok, heyecan yok…O işte yok tur mutlaka… Üreme olmadığına göre, bilmiyorlardı ayıp şeyleri, ye, ye, yeee eeee nereye kadar…?Yok arkadaş bana gelmez…Kendini ifade edeceğin, büyüyeceğin gelişeceğin bir dünyan olmalı, aşkta yok, sevişmekte yok…Bi düşünün ya ….düşündükçe daral geliyor….Ah şu kadınların ayağını öpeyim.Şu elmayı bize yedirmişlerde ne iyi yapmışlar.

A-Bir ara ben yehovanın şahitlerine katılmıştım.Kitabı mukaddes ve incil çalıştık tam üç sene.Tevratta okumuştum.Şeytan Havvayı, elmayı yemesi için şöyle ikna ediyordu.Bu meyve HERŞEYİ BİLME AĞACININ MEYVESİDİR.BUNU YERSEN ALLAH GİBİ OLACAKSIN.Bunu okuduğumda hiç üzerinde durmadım, düşünmemiştim.Sizin sohbetlere katılınca Esma hanımın ALLAH GİBİ düşünmeyi öğrenip ALLAH GİBİ olacaksınız demesi bana tevrattaki bu ayeti hatırlattı.Beni sohbete aldığınız için öyle mutluyumki anlatamam.Ondokuzdan sohbetlerde gerçektende Allah gibi düşünmeyi öğreniyoruz.Hiç üzerinde bile durmadığım bir sözden, bir kelimeden ve kelimeler zincirlerinden ne bilgilere ulaşıyorsunuz…Bir şeytanı kodladınız, pozitif ve negatiften nerelere geldiniz….hayretler içindeyim ve tüm yollar Rabbin bilgisinde kesişiyor….Benim yıllar yılı hasret kaldığım, cevap alamadığım havada asılı kalan tüm sorularımın cevaplarını burada veriyorsunuz…

E-Biz bir incirçekirdeğinden bir dünya çıkarıyoruz.Size sonra incirağacı şiirimi okuyacağım.Kurcalamasını bilirsen bir incirçekirdeğinden bir dünya çıkar.Kurcalamaya devam….

G-Fatih haklı.Üretilmeyen, sürekli tüketilen ve bomboş bir dünyada mutluluk diye bir kavramıda tadamazdık gerçekten.Şeytanın ne büyük bir görevli olduğunuda insan biraz düşününce anlıyor.Yüce Rabbimiz iyiki şeytanın Havvayı kandırmasına musaade etmiş.Bizler Havva ve şeytanımızın sayesindemutluluğu tadıyoruz, üretiyoruz ve ürüyoruz.Çoğalıyoruz.Çalışıyoruz, gelişiyoruz.İnsan geniş düşününce her şeyin kendisi için sunulan bir fırsat olduğunun bilincine varıyor.E-Arkadaşlar ama Rabbimiz Ademe çok kızmıştı elmayı yiyince değilmi…?Havvayıda, Ademide söz dinlemedikleri için derhal cennetten kovmuş ve onlara ceza kesmişti.Ademe sen rızıkını topraktan çıkaracak ve çok ter dökeceksin, çok çalışacaksın.Havvayada, sende çocuk doğuracak ve çok zahmet çekeceksin diyerek nefslerini uyandırarak edep yerlerini örtme ihtiyacı duymalarını sağlamış.Sonrada şeytan, adem ve havvayı yeryüzüne kovarak biribirilerine düşman olarak cennetinden atmış, onları cezalandırmış.180 derece düşününce kutsal kitaplarımızda hikaye edilen adem, Havva, cennet ve şeytan serüvenlerinin hayret ve ibret verici bir şekilde her dönem insan bilincine nasıl hitap ettiğini ve ne büyük bir incelikle anlatıldığına tanık oluyoruz.Muhteşem bilgiler.Şeytan görevini mükemmel yapıyor.

A-Havvaya dua edelim.O olmasaydı, dünyada olmayacaktık.İyiki dinlemiş şeytanı bence…Şu şeytan insana nasıl bir sır vermiş aslında….Kandırmamışda üstelik.Doğruyu söylemiş.ALLAH GİBİ olacaksınız demiş.Allah olacaksınız demiyor, dikkatinizi çekerim.

E-Bu sohbetlere kadar hiçbir din adamının, hiçbir alimin değinmediği ve sorgulamadığı konulara dokunuyoruz .Ünvan ve mevkimiz olmadığı içinde çekincemiz ve korkumuzda yok tabii.

F-Şimdi anladığım kadarı ile cennette kimse kalmak istemedi.Şeytan iyiyki Havvayı, Havvada Ademi kandırdı çokta iyi oldu diyoruz,… öylemi arkadaşlar….

E-Öyle demediğiniz çok yüzyıllar oldu geçmişte…ama artık iyiki böyle oldu diyebilecek bilinçteyiz ve artık biliyoruzki makro bilincimizle herşey Rabbin emir ve musadeleri doğrultusunda ,O ‘nun istediği şekli ile oluyor, Öyle değilmi?Şimdi bir çapraz sorgu yapalım…Şeytanı yaratan, insanı yaratan, Ademi yaratan KİM?Şeytanı bizi kandırmak için yarattığınıda biliyoruz ve öğrendik öyle değilmi?Neden, yarattın, onu ateşten, bizi topraktan yaratmasaydın diye hesap sorma şansımız varmı arkadaşlar?

F-G-A – Haayırrrr.Hepsi Rabbimizden.Biz Rabbimizin kulu ve Rabbimizin halifeleriyiz.Onun emirlerine uyar ve O’nun bilgilerini öğrenmek ve uygulamak için ve O’nu çokça anmak ve anlamak için yaparız sohbetlerimizi…Rabbimizin bilgisi ve O’nun nuru düşünen ve soran insanların üzerine olsun.Hamd olsun….                      İNCİRİNCİR BİR CENNET MEYVESİ,TATLI VE HOŞTUR YEMESİ,DERTLERE DEVA USARESİ.İNCİRİN İÇİNDE İNCİ TANESİ,İNSANIN SIRRI BİLMECESİ,BİRİNCİR TANESİ,BİR EVREN BİLMECESİ…BİR İNCİR ÇEKİRDEĞ,İ BİR DÜNYA,…BİR TEK İNCİR, BİR GALAKSİ,BİRDAL İNCİR BİR ALEM BİNSEKİZYÜZ DAL İNCİR,BİR KAİNAT…..BİR İNCİR AĞACI,BİR EVREN BİLMECESİ…..BİN EVREN EŞİTTİR,SİSTEM VE REALİTE GERÇEĞİ.——

F-Muhteşem bir şiir.Kainatlar ve evrenler nizamı ancak bukadar mükemmel anlatılır.İncire bakıpta bütün bunları nasıl görebildiniz hayretler ediyorum.Sanki Allah inciri kainatın oluşumunu idrak için yaratmış.Bu şiiri belki yüz defa okudum evde ve düşündükçe düşündüm…Kayboldum, yok oldum var oluşun sonsuzluğunda….Bütün dünyayı incir ağaçları ile doldurduğun zaman bir incir çekirdeğinin,bir dal incirin ne önemi var diyor insan….Hatta bir incir ağacının bile ne önemi var diyecekken yaratıcımız bu incir çekirdeğine ve içinde yaşıyan bizlere nasıl bir önem ve nasıl bir değer vermiş…..!İnanılır değil…

G-Ama bu şiir 19 harfle başlamıyor.İkinci satırı 19 harf saydım.

A-Fatih şiirde neler buluyor, sen nelere takılıyorsun…Hiç üşenmedin saydın yani…İkinci satırı 19 harf olsun, ne olmuş?Hatta hiç 19 harf olmasın…Neden takılıyorsunun ki harf sayısına…

G-Levhi mahvuz(Rabbin kütüphanesi) da gelen bilgilerde ıspatlar oluyorda o bakımdan yani..Birde merak.Bismillahirrrahmanirrahim(Allahın adı ile başlarım) sözünün arapça harf sayısının 19 harf olması ve Esma hanımın 19 lu şiirleri, mısraların harf sayısının 19 la başlamasının hikmetini anlamaya çalışıyorum ben.

F-Takılma sayılara öze bak sen, öze bak…Sayılara takılırsan, özü kaybedersin.Ahmet Dedat adlı bir din bilgini yapmıştı Kuran üzerinde bu 19 araştırmasını, öyle hatırlıyorum.Halbuki oturupta sayacağına ondokuzun anlamını düşünseydi, ablamız gibi MÜDESSİR SURESİ 30 AYETTE “ÜZERİNDE 19 VARDIR ONUN” un ne anlama geldiğine kafa yorsaydı daha iyi olmazmıydı?Kuranda bile yok her ayette 19 harf.İçeriğine bakalım şiirlerin..Kaldıki bana göre ikinci harfin bile 19 harften oluşması bir mucize ve Allah dileyince yazılabilir ancak.Ben Rabbimizin bu şiirleride ablamıza ilham ettiğini ve bunuda ıspatlı bir biçimde yaptığını biliyorum.Ben bu şiirlerin yazdırılması konusunda çok tatmin oldum, inancım tam…Bende şiir yazıyorum ama bir tane bile dini içerikli şiirim yok.şiir ilhamla yazılıyor, bilirim.Esma ablamıza gelen artık nasıl bir ilhamsa…Ben yazmış olmayıda çok isterdim doğrusu…Hemde çok…

E-İstediğiniz herşey gerçekleşir Fatihçiğim, unutma bu sözümü.Ama 9 uncu bilinç seviyesine geldiğinde taleplerindende arzularındanda çekiniyorsun…Sana hayırmı, şermi getireceği konusunda kaygı duyuyor ve bu bilincinle teslim olmanın daha uygun olduğunu biliyorsun.Hiçbir şey talep edemiyorsun bu bilinç boyutunda, isteyemiyorsun.İsteklerin sadece milletin ve evrenlerin hayrına olursa kabul görüyor zaten..Yıllar önce hep bir yazlık evim olsun istedim.Öyle çok istedimki, öyle ısrar ettimki sonunda oldu…Sonrada o evi başımdan nasıl atarım diye çok ama çok uğraştım.En mutlu ve en acı günlerimi o evde geçirdim.Ruhsatları bile iptal edilmiş bir kooperatif soyguncuların yönetiminde avukat, yargı, yönetim üçlüsü ile herkesi soyuyordu.Yalan, hile, soygun, dalavere iç içeydi…Beni evimi aldıktan 6 ay sonra ihraç etmişlerdi ve böylece benim yargı mensupları ile tanışma faslım başlamıştı.Beş, altı sene süren davalar sonunda bu ülkede yargının işleyişini, hakim,avukat ve kooperatif üçlüsü le nasıl soygunların yapıldığını çok iyi öğrenmiştim, belgelemiştim.ŞEYTANLARLA DANSIM BU KOOPERATİFLE BAŞLADI.Bu arada davalarımıda kendim takip etmek zorunda kalmıştım.Avukata verecek param yoktu o dönemler.İsyan ettiğim, ağladığım, davaları kaybettiğim gecelerde, HAK-HAK diye inlediğim gecelerdeapaçık sınandığımızıda biliyordum.Bir lira bile borcum olmadığı halde, alacağım olduğu halde evimi yargı yolu ile almışlardı.İki yargı kararı ilede onanmıştı.Götürdüğüm hiçbir avukat bir üst mahkemeye müracaat için davamı kabul etmiyorlardı.Hukukçu gözü ile davamda hiç umut yoktuve evimi almışlardı benden.Altı yıldır evimde oturduğum, kendi paramla tamamladığım evimi kooperatif bir çelik kapı fiyatı verek elimden alıyordu.Bunu yargıda onaylıyordu.ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR YAZISININ SADECE DUVARDA YAZDIĞINI SÖYLÜYORDU HAKİM BEY.Davayı kaybeddince hakimle konuşmak için odasına girmiş ve yumuşak bir ses tonu ile ilahi adalet yasalarından ve haktan söz etmiştim.Yeni bastırdığım kitabımı hediye olarak bırakmıştım masasına ve hakikat bilgilerini öğrensin istemiştim hakim beyimiz..Fevkalade terbiyeli ve sakin tavrıma karşılık hakim bey beni hiddetle odasından kovdu.Öğle tatiliydi ve adliyede, etrafımızda hiç ama hiç kimsecikler yoktu.Hakim bey hidedetle bağırmaya devam ederken yine kendisine usulca, “Sizi Allaha havale ediyorum, allahınızdan bulunuz “dedim.Odasının kapısını kapatarak odaya derhal polis çağırdı ve inanılmaz hakaretlerine polisin yanındada devam etti.15 dakika sonra gelen kalemdeki çalışanlarına “Bu kadın odama gelerek bana hakaret etti diyerek yanında çalışan insanlara YALANCI ŞAHİTLİK YAPTIRARAK, beni polis nezaretinde 7 saat bekleterek mahkemeye çıkardı.Mahkemede yanında çalışanlara yalancı şahitlik yaptıran bu hakimin yüzüne devamlı bakarak zavallılığına, zulümkarlığına, ve yüreğinin kinine acıdım.Beni yargılayan hakimde bir okadar efendi, bir okadar insanevladıydı.Bu durumdan bir hakim olarak kendiside etkilenmiş, utanmıştı.Bana özür dilememi, pişman olduğumu söylememi istedi.Pişman olacak bir davranışı ve sözü söylemediğimi, suçumun olmadığını söyledim.Kalem çalışanlarının ise tartışma sırasında orada olmadıklarını, 15 dakika sonrasında geldiklerini, hakim beyin isteği ile yalancı tanıklığa zorlandıklarını ve bununda suç olduğunu söylememe rağmen oracıkta bana ceza verildi ve sicilim 6 sene “Hakime hakaretten” bozuldu.Ben hem evimi kaybetmiş, hem sicili bozulmuş olarak evime geldim.Bu ülkede yaşamak artık bana çok zor geliyordu.Yargıtayın önüne gidip bu adaletsizlikten kendimi yakmayı bile düşünüyor, yüreğim ve bedenim ÜLKEMDEKİ ADALETSİZLLİĞİN ACISINA ARTIK DAYANAMIYORDU.Gecenin üçü olmuş ve ben yatağın ortasında ağlıyordum.Keşke bu evi almasaydık, almaz olsaydık diye kaderime küsüyordum.Birden gecenin üçünde kaleme, kağıda sarıldım.

A-Müthiş bir şiir.Bende yargıdan başı ağrayanlardanım.Ama yayınlamasaydınız keşke…Hemen suç duyurusunda bulunurlar.Sonra uğraş dur mahkemelerde…Neler çekmişsiniz! Çok üzüldüm siz anlatırken..Kooperatiflerin maalesef çoğu hırsız ve yolsuzluklarla iş görüyorlar.Sizde en belalılarına çatmışsınız.Geçmiş olsun.Sonra ne oldu peki…

E- Günlerdir uykusuzdum.Şiir bitince öyle güzel uyumuşumki….O gece rüya gördüm.Hamileydim ve çocuğumu doğuramıyordum.Mahkeme koridorlarında doktorlar koşuşturuyorlar ve ben derdimi birtürlü anlatamıyordum kimseye.Sonra kapılar kapandı.Beni çağırdılarBeyaz önlüklü doktorlar dikdörtgen bir masanın etrafında oturmuşlar karar vereceklerdi.Elime bir zarf uzattılar ve ben zarfı açınca mavi bir kuş uçarak çıktı ve ben doğurmuştum zarfın içinden.. Sabah otobüse binip Yargıtaya gittim.11 inci sulh hukuk daire başkanı emekli oluyormuş.Tören yapılıyor ve sayın hakim herkesle helalleşiyor, HAKKINIZI HELAL EDİN DİYORDU HERKESE…Flaşlar ard arda patlıyordu.Çok nur yüzlü bir hakimdi..Ben en arka sıradan dosyalarım elimde, BEN HAKKIMI HELAL ETMİYORUM DİYE BAĞIRDIM.O odaya kadar ben bile nasıl girdiğime şaşırmıştım.Hakim bey beni yanına çağırdı.Ben kendisine bu imza sizin, siz benim evimi elimden aldınız, hırsızlarla evimi verdiniz bunu nasıl yaparsınız?Bu insanlar size hak helal etseler ne olur?Benim bu eve bir lira borcum yok.Alacağım varken nasıl ihraç edersiniz, hiç okumuyormusunuz? Bu karar size ait değilmi dediğimde, kızım bu dosyaları TETKİK HAKİMLERİ İNCELER ve biz o karara çoğu zaman uyarız ama ben dosyanı inceleyeceğim üzülme dedi ve dosyayı aldı.Sonra beni başka bir hakimin yanına yolladı.Bu hakim dosyayı incelediğinde itiraz süreminde dolduğunu, süreyi geçirdiğimi ama yinede kendilerine detaylı bir itiraz dilekçesi ile hemen o gün başvurmamı istediler.Ben bu nur yüzlü hakimlerin çokluğu karşısında yazdığım şiirden çok utanmıştım.Ama yinede girdiğim her odada bu şiiri okuyordum ve hakimler bu şiirden birer kopya rica ediyorlar ve iş çokluğundan kaynaklanan hatalarındahatalı karlara yol açtığını savunuyorlardı.Ertesi günü gittiğimde dosyama bakan bir hakim çok haklı olduğumu görmüştü.Gerçekten borcum yoktu ve alacağım vardı kooperatiften.Alacak davam, usul hatası yönünden bozulunca borçlu görünüyordum.Hakime BİR HUKUKÇU OLMADIĞIM HALDE USUL HATALARINDAN KAYNAKLI USULSUZLÜKLERİ VEDE SAÇMALIKLARI BİR BİR ANLATINCA BANA ÇOK HAK VERDİLER.Dosya iyice incelendikten sonra Alacak davamla birleştirilerek yapılan maddi hata düzeltildi ve evim bana iade edidi..Bu yargı süreci sonunda iyi bir avukat olup çıkmıştım.HER ŞERDE BİR HAYIR VARDIR DERLER YA…HAYIR ŞERDEN KAÇANDIR, HAYIR ŞERDEN ÇIKANDIR.ŞERRİN İÇİNDEKİ HAYIR EN HAYIRLI OLNADIR.

G-Bu hadiseden anladığım, HAK VERİLMEZ. ALINIR.Siz bunu güzel örneklediniz.Çok büyük bir mücadele vermişsiniz.Avukatlık mesleğini deneyimlemişsiniz.Eğer paranız olsaydı ve avukat tutabilseydiniz, bu deneyimi yaşayamayacak, kendinizi geliştiremeyecektiniz.Dosya nasıl hazırlanır, mahkemeler nasıl görülür, bence her insanın HAK mücadelesi için birebir deneyimlemesi gereken şeyler bunlar.

A-İyiki avukat tutmamışsınız..Avukat tutsaydınız eminim bu ev elinizden giderdi.Sizin hakkınızı en iyi siz savunursunuz, inancım budur.Ben dava dosyalarımı avukatımla bire bir takip eder, avukatımı yönlendiririm.Yukarıada Allahım, yeryüzündede avukatım derim.İyi bir arkadaştan ziyade çok iyi bir avukat lazım insana bu dünyada…Yoksa mahkeme koridorlarında canımız çıkar.

E-Benim gibi ihraç edilen ve avukatları olanların tümü kaybettiler evlerini..Çok üzüldüm onlar için, yüreklerim acıdı.Avukatları duruşmaya giripte benim davayı örnek gösterselerdi, ihraç edilmezlerdi…İnsanın mutlaka iyi ve namuslu bir avukatı olmalı.Bu çok önemli..

F-Davalar, mahkemeler, tamamda…Yönetim ne yapıyor?Borcu olmayan bir insanın evini elinden alacak kadar ahlaksız olan bir yönetimi kimler yönetime sokuyor?Kimler yönetimde tutuyor?Seçen ve seçilen insanların ortalama bilinç ve ahlak düzeylerini ortaya koymuyormu bu yaşananlar…Yöneticiler, yargı yolu ile hırsızlığa teşebbüs ettiklerinin, avukat hanımda bu hırsızlığa maşa olduğunun farkında değilmi?E-İşte sohbetin en can alıcı noktası.HAKİMLER VE KANUN KOYUCULAR HAKSIZ YERE DAVA AÇANIN CANINIDA, CANINI YAKTIKLARI KADAR YAKSALAR BU DAVALAR KOLAYCA AÇILAMAZ…SUÇLU İLE SUÇSUZ EN FAZLA DÖRT DAVA SONUCUNDA BELİRLENİRSE, SUÇLULAR KORKARLAR.MAHKEMELERİN LÜZUMSUZCA UZATILMASI, HUKUK OYUNLARI İLE BUNA İZİN VERİLMESİ HIRSIZLARIN, AHLAKSIZLARIN, SUÇLULARIN YARGIYI KULLANMASINA İZİN VERİYOR.Yargı bu şekilde kullanılıncada, insanlar yargıdan ümitlerini kesiyorlar.İÇİNDE YAŞADIĞI ULUSUN ADALETİNE GÜVENEMEYEN İNSANDA ÜLKESİNE KÜSÜYOR.Çareyi kaçmakta arıyor.Dış ülkelere, adaletin sağlandığı yerlere sığınmakta buluyor çareyi…Fatih çarpıcı bir gerçeğe parmak bastı.Bizim site nin üçyüzü aşkın üyesi var.Bu insanların adalet, dostluk ve ahlak anlayışlarıda ortaya böylece çıkıyor.

A-Canını sevdiğim karadeniz insanı.Yok mu sizin sitede…?Birinin hakkına hep birlikte sahip çıkılır.Bir karadenizliye yanlış yapmak kolay değildir.Ne yapar nede yaptırır.

E-Bilinç işi bu.Yoksa karadenizli veya egeli olmanında pek bir faydası yok.Bilinci yükselen kişiler, toplumlar, kendi haklarına sahip çıktıkları gibi, başkalarının uğradığı haksızlıklarada sessiz kalmazlar.Kradenizdende iki lider çıkardınız.Biri Mesut Yılmazdı.döneminde ekonomi battı.Ülke Üç büyük depremle sarsıldı ve kendi bölgesini seller aldı…Şimdiki de yine karadenizli.Sekiz yıldır başbakan, askeri,sivili, muhalefeti ile, yargısı ve medyası ile herkes her fırsatta devirmeye çalıştı ve hala çalışıyorlar…Sekiz yıldır ülke ölümlü ve yıkımlı deprem görmedi.Kamu kurum ve kuruluşlarında çok büyük iyileştirmeler yapıldı ve önümüzdeki seçimlerde göreceğiz aklı, akılsızlığı….vefayı ve cezayıda tabii….

F-Gördüğünüz rüyaya takıldım ben.Rüyada davayı kazanacağınız müjdelenmiş.Aylar sonra sonuç aynen rüyadaki gibi.Kuş, müjdeli haber.Doğum yapmakta sıkıntıyı atmak.Daha Ankaraya gitmeden DAVA SONUCU YUKARIDA BELLİ OLMUŞ.Bu nasıl iş?Benimde önceden gördüğüm buna benzer rüyalar var.Aynen çıkıyor kardeşim.Bu yukarısı nasıl bir oyun oynuyor bizimle böyle…?Sizin olayda bu site sakinleri vede yöneticileri sıkı bir sınav vermişler.Hak bilincinin insanlarda oluşmadığı kesin de…Siz hala oturuyormusunuz bu sitede?

E-Evet oturuyorum.Size daha enteresan birşeyi söyleyeyim.Ben iki mahkemeyide kaybedince bu iddia ettikleri parayı YÜZDE ONBEŞ GECİKME FAİZİ İLE ÖDEDİM.GENEL KURULDADA PARAYI CEZASI İLE ÖDEDİĞİMİ VE TEKRAR KOOPERATİF ÜYELİĞİNE KABULUMÜ İSTEDİM.OY ÇOKLUĞU İLE KABULUM YÖNETİMİN YÖNLENDİRMESİ VEDE KONUŞMASI İLE RED EDİLDİ.Bir bakıma da oy çokluğu ile nasıl bir hırsız olduklarını ve nasıl bir ahlaka sahip olduklarınıda ticaret sicile tescil ettirdiler.Mahkemeyi sonunda kazandım ve bana yüzde onbeş faizi ile bu parayı ödemedikleri gibi evimin bahçe duvarını bile kendi paramla yaptım.BEN BU YÖNETİME, BURADA İHRAÇIM İÇİN ÇALIŞAN KOMŞULARIMA VE İNSANLARAASLA HAKKIMI HELAL ETMİYORUM.Allahımında hepsinden hesap soracağınıda iyi biliyorum.F-Allahın kendilerini sınadığını unutmuş insancıklar oynaşıp duracaklar şimdilik…Biz bu bilincimizle bunların zavallılıklarına acıyor, üzülüyoruz.Allahın ilk emri OKU ayetinden sonra, komşu hakkı geliyor.KOMŞU HAKKIYLA GELME KARŞIMA diyen Rabbimizden korkmayan insancıklar kim bilir HAK BİLİNCİNE ULAŞINCAYA KADAR kaç defa enkarne olacaklar ve nerelerde ne acılar çekerek ödeyecekler yaptıklarının bedelini.İnsan yukarıdan bakınca nasıl bir sınanma, her an bir sınanma içinde olduğumuzu ve bunu fark etmek için bedenlendiğimizi görüyoruz.Bu komşular içinde Allah sabır versin size Esma hanım.E-Ben yinede çok memnunun komşularımdan.Herkes hak konusunda haksızdan yana olan kefeye doluşsada ben onların çeşitli vesilelerle pek çok haksızlıklara uğradaıklarını, hasta olduklarını, maddi vede manevi kayıplarına şahit olup bedel ödediklerinide biliyorum.EDEN KENDİNE EDİYOR ASLINDAKendi karmalarını ağırlaştırıyorlar.Benimle masa başında oturup, BENDEN HAKSIZ YERE ALDIKLARININ HESABINI GÖRMEDEN RAHAT ETMEYECEKLERİNİDE BİLİYORUM.İnsan hatasını anladıktan sonraderhal düzeltme yoluna gitmeliki sonraki hayatlara kalmasın hesaplar..Komşu hakkı ve kul hakkı bedeli en ağır karmanın sebebi oluyor.Bu konu onun için uzadı arkadaşlar.

F-Çokta iyi oldu.Adalet üzerinden yaşanılan çarpıcı olaylarla çok şeyler anlattınız yine…Yaşadıklarınız ibretlik ve ders verici.Görevlilerin imtihanlarıda ağır oluyormuş.Allah dağına göre kar veriyor desenize…Göksel yardımları alıyorsunuz.Sonunda Allah yardımcınız oluyor her halukarda…Baksanıza avukat tutmadan kooperatif davasını, kooperatifin iki güçlü avukatına rağmen kazanmışsınız ve hak yerini bulmuş.Buradaki örnekleme ile herzaman soyandan hesap sorulacak.Hem burada, hem öbürtarafta.Bundan kaçış yok.Şeytan içine girmiş avukatın vede yöneticilerin hep yanlış işler yaptırıyor.Böylece komşular deneniyor, yöneticiler deneniyor, hakimler ve avukatlar deneniyor, HAYAT TİYATROSUNDA OYUN AKLIN VE ŞEYTANIN REHBERLİĞİNDE DEVAM EDİYOR…

G-Ban bu şiiri alabilirmiyim sizden.Yarın benimde bir davam var.Avukatıma verebilirmiyim?

E-Ben bu şiiri yüzlerce hakim, savcı ve avukata verdim.Çok memnun oldular yazdığıma.Hukuk dergisinde yayınlamak istediler musade etmedim.Avukatınızın tekamülü yüksekse sevinir, memnun olur.Yargının içindeki çürük elmaları herkes biliyor.Bir zamanlar yargıtay başkanı bile”vicdan ile cüzdan arasına sıkıştık” diyerek bir gerçeği dile getirmişti.Yargının içindeki AKLI, AHLAKI, VİCDANI GELİŞMİŞ HAKİM VE SAVCILARIMIZIN ÇOKLUĞU TÜRK İNSANININ YÜZÜNÜ GÜLDÜRÜR.Gerçektende ben bu yargının içindeki çürük elmalarla çok karşılaştım ve H.K.S.Y.K Şikayet etmeme rağmen bir sonuç alamadım.Yargıyı zaman zaman işleyeceğiz.Sorunlara eğileceğiz.Çok kaliteli hakim ve savcılarımız sayesinde bu ülkede barınabiliyoruz.Onlarda olmasa yandık.BEN BU HAKİM VE SAVCILARIMIZIN TÜMÜNE GÖNÜL DOLUSU TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.Onlar iyiki varlar ve bizlerin malını, onurunu ve şerefini koyuyorlar.YARGIYI BU HUKUKÇULARIMIZLA BERABER “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR DİYE ” YÜREKLERE VE BEYİNLERE YERLEŞTİRMEK İSTİYORUM.A-Bu şiiri keşke sicilinizi bozan hakime gönderseydiniz, çok iyi olurdu.Madem onun için yazılmış…

E-Bu şiir sadece o hakim için yazılmamıştı.Ben davalar süresince çoğu zaman merakımdan duruşmalara gider, dinlerdim.Mahkeme koridorlarında, tlf konuşmalarında nelere tanık olmadımki…Odasından çıkan hakimi takip ettim ve dolarları bankaya elleri ile başkasının hesabına yatırdığını bile gördüm.Beni dava eden hakim yalancıydı ama hırsız değildi.Asla…Kafası çalışmayan bir adamdı.Nasıl hakimlik yapardı anlamışta değilim.Dinleme alışkanlığı ve adabı yoktu adamcağızda.Devamlı bağırıyordu.Duruşmada, dışarıda….Yüzünden kıvılcımlar, ağzından köpükler saçılan cinsten..Yıllar sonra bir vesile ile, çok büyük bir devlet kurumunun bölge müdürü ile bir meselenin halli için görüşmeye gittim.Konu yargıyıda ilgilendiriyordu ve dava edilmesi söz konusuydu.Bu şiiri okuyunca müdür beyin çok hoşuna gitti.Öyle hoşuna gittiki kardeşinin hakim olduğunu ve bu şiiri ona götüreceğini söyledi.Ben birden masanın üzerindeki kart vizite baktım.Hakim beyin soyadı yazıyordu.Kardeşiniz falanca mahkemede mi hakim deyince evet dedi.Bu şiirin çoğu mısraları onun için yazıldı ama vermeyeyim dedim.Bana yine dava açar ve ben yalancı insanlarla hele birde hakim olunca uğraşamıyorum dedim.Kardeşiniz benim sicilimi kirletti, onun üzerinde hakkımvar ve bu hakkı ona helal etmiyorum dedim.Kardeşinin eşinden ayrıldığını ve pek çokta hastalık sorunu yüzünden sinirlerinin yıprandığını falan söyledi.Aslında şeker gibi bir insandır bir tanısanız, sizde çok iyi insansınız ama biribirinizi yanlış tanımışsınız diyerek beni uğurladı.Hakimlerimizde insan neticede ve görevleride herkesten ağır.Onlarında ailevi sorunları oluyor ve üzerlerindeki sorumluluk yükü onları dahada sinirli yapabiliyor.Bu yükleri elbirliği ile azaltacak fikirleri konuşalım ileride.Toplumlar ve insanlar ancak adaletle daha mutlu, daha sağlıklı ve daha güvende olurlar.

F-180 derece düşününce şer yokki..Bu hakim olmasaydı bu derece güzel şiir yazılırmıydı?Siz bukadar üzülmeseydiniz, bu sohbet bukadar coşkulu ve anlamlı olurmuydu?Bu güzel şiir şimdi pek çok hukukçuya ibret kaynağı olur.Siz hukuku öğrenmişsiniz ve bu süreçte herkes denenerek hak imtihanını vermiş oluyor ve bizde bu sohbetleri yaparak şeytanın bizi sürekli kandırdığını, nasıl kandırdığınıda görmüş oluyoruz.Bugünde bereketli bir sohbet yaptık hepberaber..

Bu sitede bulunan her türlü belge ve raporların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Ziyaretçi Sayısı: 274779
Bu yazı soru cevap kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>